| Türk'ü dünyaya tanıtan destan |

![]()
|
Türkiye bugün dünyanın kaderini değiştiren, Atatürk'ü de tarih sahnesine çıkaran Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutluyor... |
||
|
92 yıl önce yazılan
destanda Çanakkale’de karşı cepheden savaşanların tarihe düştükleri
notlar; yokluk, açlık ve hastalık pençesindeki Türk askerinin savaşta nasıl
devleştiğini gözler önüne seriyor. Çanakkale Destanı’nı kanıyla yazan
şehitlermizin cepheden gönderdiği mektuplar ve tuttukları günlükler ise
savaşın korkunçluğunu anlatıyor.. İşte kanlı savaşın iki cephesinden yürek
burkan mektuplar...
Anneciğim yamaca saplandık çıkamıyoruz
Saat onbirde hareket ettik. Tek sıra halinde, açık bir arazideydik. Birden önümüze
çıkan bataklığı geçmemiz emredildi. Türklerin müthiş ve öldürücü
ateşiyle çok kayıp verdik. Görünürlerde hiçbir siper yoktu. Türkler
makineli tüfekleri çok iyi bir şekilde gizlemişlerdi. Korkunçtu. Her
hamleden sonra daha az sayıda asker doğrulabiliyordu. Biz ise körlemesine
ilerlemeye çalışıyorduk. Ancak hiçbir şey değişmedi. Her yönden ateş
ediliyor ve biz ise ne bir siper, ne de bir Türk görebiliyorduk. Eğer bir Türk
görebilseydik, hiç değilse gidebileceğimiz yönü belirleyecektik.
* İngiliz asker Ernest Hotpoint, Gelibolu, 26 Nisan 1915 Askerlerimiz kaçıyor
sağda solda saklanıyor
Askerler, birlikler artık savaşma ruhuna sahip değil. Ağır bombardıman ya
da tüfek ateşi karşısında ilerlemiyorlar. Hücum için atılganlık göstermedikleri
gibi, en basit bir düşman saldırısında geri dönüp, uzun süre kaçıyorlar.
Askerlerin çoğu da sağda, solda saklanmaktalar.
* General Stophord’dan Hamilton’a mesaj, Anafartalar, 11 Ağustos 1915 Ölülere
basmadan kıyıya çıkılamıyordu
Gözlerimin önündeki manzarayı anlatmak olanaksızdı. Filikalar şimdi hemen
hemen birbirlerine yanaşmış olarak kıyıya kadar uzanıyordu. İçleri parçalanmış
cesetlerle doluydu. Sonuncu filika ile kıyı arasında cesetlerden oluşmuş
bir iskele vardı. Ölülere basmadan kıyıya çıkmak mümkün değildi ve
koyun suları kandan kıpkırmızı kesilmişti.
* Anzak Teğmen R.B., Anzak koyu, 25 Nisan 1915
Kazanmak bu mu?
4/5 METRE ötemde bizim çocuklardan 14 tanesinin taşlaşmış cesetlerini görüyordum.
Soğumuş vücutlar, cam gibi gözler. Kim bilir kimin yavrusu. Tanrıya şükürler
olsun ki sevenleri onları bu halleri ile görmüyorlar. Yanımda duran Binbaşı
bana ’işte kazandık’diyor. Ulu Tanrım... Kazanmak; elimi uzatsam
dokunabileceğim kadar yakınımda yatan cesetlerin yanında ne anlamı var
kazanılan bu zaferin.
* Anzak askeri Thomas Ernest, Gelibolu, 28 Nisan 1915
Türkler bana su verdi
Kendime geldiğimde semada yıldızlar parlıyordu. Türk siperinin içinde ve
etrafımda şefik ve rahim yüzlü Türk evlatlarını gördüm. Bana su
verdiler ve omuzlarında taşıyarak müdavat-ı evveliye mevkiine getirdiler.
* William George Stewart Fawkes
Yaşım 21, saçım ağardı
“Yaşım 21. Fakat saçım sakalım ağardı. Bıyıklarıma ak düştü.
Suratım buruştu ve vücudum çürüdü. Artık eskisi gibi felaketlere ve sıkıntılara
tahammül edemiyor, müteessir oluyorum.” Mehmet Fasih
Ölürsem üzerimden geçin
“Kimse yaralı ve şehitlerle uğraşmayacak. Ben ölürsem üzerime basıp geçin.
Yaralanırsam yine önem vermeyin. Ben de size öyle yapacağım. Şehit ve
yaralıların yerine geçecekler tayin edilmiştir. Savaşta hiçbir ödül
beklemeyin. Bunu vaat etmem ve edemem.”
* Yüzbaşı Mehmet Hilmi (Sanlıtop)
Çanakkale’yi geçmek zor
İstemeyerek te olsa, Çanakkale Boğazı’nın savaş gemileriyle
zorlanamayacağı sonucuna varıyorum. Belki bir zamanlar bu mümkün
olabilirdi. Eğer benim birliklerim buna katılacaklarsa, bu beklendiği gibi
destek verme şeklinde olmamalıdır. Ordunun rolü, yalnızca tabyaları yıkacak
bir çıkartma birliğinden fazla olmalı. Kararlı, hazırlıklı, donanmaya
yolu açacak ve tüm gücüyle savaşacak bir operasyon olmalı.
* Hamilton’dan Harbiye Nazırı Kitchener’e telgraf, Çanakkale, 18 Mart
1915
Sahil ceset dolu
“Ertuğrul Koyu sahili bir anda balık istifi gibi düşman cesetleriyle
doldu. Tekrar kayıkları doldurarak sahile sevk ettilerse de, teşebbüs bu
sefer de başarısızlığa uğradı.” Mahmut Sabri
Sebepsiz kurşun atmam
“Ne ben şu İngilizler’i tanırım, ne onlar beni. Ah bizi böyle karşı
karşıya getirmeye sebep olanlara ne diyeyim bilmem ki! Ahdettim sebepsiz bir
kurşun atmam.” İsmail Hakkı
3 bin 274
Kocaeli Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Güran Yumuşak’ın
derlediği bilgilere göre Çanakkale Savaşı’nda en fazla şehit veren il 3
bin 274 kişi ile Bursa. Bursa’yı sırasıyla Balıkesir, Konya, Kastamonu ve
Denizli izliyor.
Güzlük köyü
En fazla şehit veren köy ise 25 kişi ile Kastamonu’nun Güzlük köyü.
279 Mehmet
Denizlili şehidinin 279’unun adı Mehmet, 203’ünün Ali, 132’sinin Hüseyin.
16-25 yaş
Denizlili 315 şehidin yaş dağılımları incelendiğinde yüzde 35’inin
26-30, yüzde 27’sinin 31-35, yüzde 26’sının 16-25, yüzde 12’sinin 36
yaşın üzerinde olduğu görülüyor. Bu sonuç, her 4 kişiden birinin 25 yaşın
altında olduğunu gösteriyor.
97 bin
Değişik kaynaklara göre 150 bin ile 300 bin Türk askerinin şehit olduğu
belirtilirken Osmanlı kaynaklarında şehit sayısı 56 bin 643 olarak geçiyor.
Sakat kalanların sayısı 97 bin 7, kaybolanların 11 bin 178 olarak açıklanıyor.
589
Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından yayınlanan resmi bilgi ve
belgelere göre ise cephede şehit olanların sayısı 589’u subay olmak üzere
57 bin olarak geçiyor.
787
Suriye ve Filistin’den 787, Lübnan ve Irak’tan 117, Kosova’dan 65,
Yunanistan’dan 45, Makedonya’dan 31, Arnavutluk’tan 27, Bulgaristan’dan
21 kişinin şehit olduğu da belirtiliyor.
13 yaşındaki bombacı
Savaşın isimsiz kahramanlarından biri de 13 yaşındaki bu çocuk. Cephede
“Gönüllü Bombacı” olarak görev yapan bu çocuk gibi yüzlercesi vardı.
Onun hatırası bu fotoğrafta kaldı, ama adı ise bilinmiyor.
GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER...
Anzak birlikleri 25 Nisan’da Seddülbahir, Arıburnu ve Kumkapı’ya çıktı.
Anzak günü olarak anılan bu tarih yeni bir hezimetin başlangıcı oldu. İşgalciler
hem sayıca hem ekipman olarak Türk birliklerinden üstündü. Ancak bu üstünlükleri
sulara gömüldü.
CENAZE MERASİMİ TÜRKLER’DEN
Deniz zaferinde batırdığımız Safir denizaltısının mühendislerinden
biri, Bone... Türk askeri denize atlayarak onu kurtarmaya çalışır. Ancak Mühendis
Bone kanlı sularda hayatını kaybeder. Türk askerleri Mühendis Bone’ye bir
cenaze töreni düzenler, hatta papaz bile çağırır. Bone’nin esir arkadaşları
da bu küçük törene katılır.
Kaynak: www.vatanim.com.tr