2007 Cumhurbaşkanlığı Krizi

(2007 Presidential Crisis - Chronology of Events ENGLISH)


2007


Cumhurbaşkanlığı Seçimi Krizi
ve Tarihi Sıralaması

Ekim

 21 Ekim'de "Cumhurbaşkanını halk mı seçsin" referandumu yapılacak.
(Anayasa değişikliği için tartışmalar artarak sürüyor. Vatandaşın kafası karışık.)

16 Ekim: Yüksek Seçim Kurulu (YSK), halk oyuna sunulacak anayasa değişikliği paketinden 11. cumhurbaşkanının seçimine ilişkin geçici iki maddenin çıkarılması sonrasında halk oylamasının ertelenip ertelenmeyeceği konusunu değerlendirmek üzere toplandı.

Kurulun 5 üyesi halk oyuna sunulan anayasa değişikliği paketinden 11. cumhurbaşkanının seçimine ilişkin geçici 2 maddenin çıkarılmasının ardından halk oyuna sunulmak üzere “yeni bir metin ortaya çıktığını, bu nedenle halk oylamasının ertelenmesi ve sürecin yeniden başlatılması gerektiğini” savundular. Kurulun 6 üyesi ise sürecin ertelenmeden işletilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi. Seçimin ertelenmemesi yönünde görüş bildiren 6 üye, “usulsüz kullanılan oyların sonucu etkilememesi halinde dikkate alınmayacağının” seçim hukukunun temel kuralı olduğunu belirterek, gümrüklerde şu ana kadar kullanılan 19 bin 686 oyun da halk oylaması sonucunu etkilememesi ihtimali bulunduğuna işaret ettiler.

YSK’nın, bu kararın ardından 21 Ekim’de yapılacak halk oylamasında katılımın az olması ve gümrüklerde kullanılan oyların seçim sonucunu etkilemesi halinde halk oylamasına katılıma bakarak durumu yeniden değerlendirebileceği bildirildi.

Ağustos AKP'nin cumhurbaşkanı adayı değişmedi: AKP'nin adayı Abdullah Gül.
Uzlaşma tartışması sürüyor: Gül, uzlaşma adayı değil.
11. Cumhurbaşkanı nasıl seçileceği yönündeki senaryolar devam ediyor.
28
Ağustos 2007 - TBMM Genel Kurulu'nda yapılan 3. tur oylama sonunda Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı oldu.
22 Temmuz Yeni Meclis seçildi.  Seçim sonuçları: 4 gruplu Meclis.
549 Milletvekili sayısı;  AKP 341,  CHP 112,  MHP 70,  DTP/Bağımsız 26.
MHP 3. parti olarak Meclis'e girdi.
5 Mayıs
Cumartesi
Doğruyol (DYP) ve Anavatan (ANAP) Partisi, "Demokrat Parti" adı altında birleşti.

Manisa, Çanakkale ve Marmaris’te "Cumhuriyet’e Sahip Çık" mitingleri düzenleniyor. Mitinge katılanlar, hem merkez sağ hem de merkez sola “birleşin" çağrısı. Halk seçim hazırlıklarına başladı.

3 Mayıs
Perşembe
Genel seçimin 22 Temmuz'da yapılmasına ilişkin önerge TBMM Genel Kurulu'nda oybirliğiyle kabul edildi.

Seçim kararı Borsa'yı coşturdu.

Sezer görevine devam edecek.

Mecliste "Anayasa Değişiklik Paketi" tartışması devam ediyor.

3 Mayıs Milliyetçiler Günü'nün önemi artıyor - MHP (Bildiri)  

Sorumlu ve bilinçli bir yurttaşlık temel ilkelere sahip çıkıyor. Toplumsal hareket seferberliği çağrıları üzerine sivil toplum örgütleri "Cumhuriyet Miting"leri düzenliyor...Çanakkale, Manisa, Marmaris, İzmir, Samsun, Almanya'nın Duisburg kentinde... (Haberler/Bildiri)

2 Mayıs 2
Çarşamba
Erdoğan'dan erken seçim kararı.

AKP, Anayasa değişikliği önerdi.

Sağda ve solda birleşme girişimleri. 
Baykal'dan DSP'ye çağrı: Bütünleşelim.
CHP ve Genç Parti 'ittifak'ı görüştü.

1 Mayıs
Salı
Anayasa mahkemesi Cumhurbaşkanlığı birinci tur seçiminde iç tüzük ihlali yapıldığını ve seçimin iptal edilmesi gerektiği yönünde karar bildirdi.
30 Nisan
Pazartesi
Borsa düştü, dolar ve faiz yükseldi.
Erdoğan, ''Ulusa Sesleniş'' konuşması yaptı.
29 Nisan
Pazar
Çağlayan'daki kadın sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde düzenlenen miting yeni rekor kırdı. Milyonlar cumhuriyette sahip çıktı. Meydana akan yollarda yüzbinler toplandı.

Anayasa Mahkemesi'nin kararının beklenmesi gerektiğinin altını çizen Gül, mahkemenin en iyi kararı vereceğini söyledi.

28 Nisan
Cumartesi
AK Parti hükümeti, Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan açıklamaya cevap verdi. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Genelkurmay'ın Başbakan'a bağlı ve hükümetin emrinde bir kurum olduğunu hatırlattı. Çiçek, Genelkurmay açıklamasının 'hükümete karşı bir tutum' olarak algılandığını belirtti.
27 Nisan
Cuma
27 Nisan - CHP ve TBMM'de tarihi bir gün. Cumhurbaşkanlığı seçimi için Meclis'te ilk tur oylama yapıldı. 367 sayısı bulunamadı.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, yoklama yapılması talebini dile getirdi. Ancak CHP’nin bu itirazı reddedildi ve Arınç, çoğunluk bulunduğu gerekçesiyle oylamaya geçilmesine karar verdi.

DYP “Oylamaya katılmıyoruz” açıklamasına rağmen, DYP’nin 2 milletvekili katıldı.

361 milletvekilinin katıldığı oylama sonucunda Abdullah Gül 357 oy alabildi.

Seçim borsanın hızını kesti.

CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu (karar: 1 Mayıs - İlk turda 367 sayısına ulaşılamadığı için Gül seçilemedi).

Genelkurmay web sitesinde çok sert açıklama. Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtildi. Açıklamada, "Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur" denildi.

24 Nisan
Salı
AKP Köşk adayını açıklıyor. Erdoğan aday olmayacak ama uyum içinde çalışacağı birini aday yapıyor - Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül.
15 Nisan
Pazar
Erdoğan, cumhuriyet mitingine ilişkin de tartışma yaratacak ifadeler kullanıyor ve mitinge katılanları, “81 vilayetten bindirilmiş kıtalar” olarak nitelendiriyor.
14 Nisan
Cumartesi
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) öncülüğünde düzenlenen ''Cumhuriyet Mitingi.'' Tandoğan'da Türkiye Cumhuriyet tarihinde en büyük mitingi. Anıtkabir yüzbinler ziyaretçinin akınına uğradı.
13 Nisan
Cuma
Cumhurbaşkanı Sezer'in Konuşması.
12 Nisan
Perşembe
Orgeneral Büyükanıt'ın Konuşması.
Nisan Seçim tansiyonu artıyor. Laik demokrasinin geleceği ve Türkiye’nin huzur ve istikrarı açısından büyük endişe duyuluyor. AKP ile laik kesim arasındaki gerilim artıyor. Milyonlar AKP'nin seçeceği cumhurbaşkanına karşı çıkıyor: “AKP’ye cumhurbaşkanı seçtirmeyiz.” Cumhurbaşkanlığı seçimi ve laikliğin tartışılması Türkiye gündeminden düşmüyor.


Presidential Crisis
CHP Appeals to Constitutional Court on April 27

2007 Chronology of events leading up to the presidential election crisis
and July 22 early elections
October Referendum planned for October 21 on constitutional amendments (On Oct. 16 Parliament amended the text of the referendum on the direct election of the president to ensure the newly elected 11th president would not be affected). Legal challenges remain. (Prior to Oct. 16 the Electoral Council stated it may have to postpone or cancel the referendum because voting on the original text had already begun at border posts. Council members decided to go ahead with the referendum on the grounds that the nearly 20,000 votes so far cast at border gates were unlikely to affect the outcome, however the Council will reevaluate the situation if turnout in the Oct. 21 referendum is low).
August AKP decides to nominate Abdullah Gül again for president despite serious concerns raised by opposition & secular circles. On Aug. 28, 2007, after a third round of voting in parliament, Turkey's controversial Foreign Minister Abdullah Gul becomes Turkey's new president.
July 22 Parliamentary elections are held.
AKP ruling party wins 47 % of vote, while CHP wins 21%.
MHP and DTP/Independent representatives enter new parliament.
549 seats in parliament: AKP 341,  CHP 112,  MHP 70,  DTP/Independents 26.
May 5
Saturday
Parties on the left and the right seek to unite before the elections.

Tens of thousands gather in several cities to show their support for Turkey's secular system as the nation plans to hold early elections.

Millions of Turks attend rallies in defence of secularism throughout Turkey in May 2007.

May 3
Thursday
Turkish parliament sets date to hold early national elections on July 22, 2007.

Parliament to debate the AKP proposed constitutional amendment package 
(the constitutional reform package on the amendment of the presidential election system proposes a transition from a parliamentary system to a presidency or half-presidency system).

Civilian intitiatives and mobilization from all civil society sectors, and rising Turkish nationalism, lead to calls for more action to counter threats to secularism and the Republic. More rallies are planned throughout the country in Çanakkale, Manisa, Marmaris, İzmir, Samsun... as well as abroad. 
May 2
Wednesday
Ruling party calls for early national elections and proposes constitutional amendments after CHP opposition lawmakers block AKP candidate from becoming the country's president. (The nomination sparks massive protests from Turks who fear the AKP will promote a non-secular agenda. The nomination also elicited a warning from Turkey's military which declared it would protect the republic's secular tradition.)

Some of the opposition parties are strongly against the initiatives, but others are in favor. CHP declares that the next president is to be chosen by a newly assembled parliament, and that President Sezer is to remain President until the new president is elected.

CHP calls for unity under one umbrella. Proposes closer cooperation between parties during the upcoming general elections under the CHP umbrella. Baykal stresses importance of the message sent by millions of people who continue to protest against the AKP-led government.
May 1
Tuesday
Constitutional Court annuls April 27 parliamentary election on the presidency in support of a legal challenge to voting procedures mounted by the opposition CHP. Early general elections are now likely.
April 30
Monday
The stock market tumbles as the presidential crisis continues. Increasing political gridlock.

In an address to the nation, Prime Minister Erdogan calls on the population to remain calm, stating 'National unity, togetherness and solidarity are needed.'
April 29
Sunday
Hundreds of thousands take to the streets of Istanbul to demonstrate against the threat of a gradual Islamisation of Turkey, and to show their support for the separation of state and religion as laid down in the constitution.

Massive demonstration against Gül's possible presidency in Istanbul near Caglayan. Over a million people attend the rally, organized by women-led NGO's, to protect the Republic's secular and democratic foundation. Reported as the largest demonstration to date in Turkey.

Gul declares he will remain as the AKP's candidate in the presidential race, and that the government will await a decision by the Constitutional Court before taking any further action.
April 28
Saturday
The government responds to the electonic memorandum by sharply stating that declarations directed against the government by the armed forces - themselves answerable to the government - are unacceptable.
April 27
Friday
First round of voting for presidency held in Turkish Parliament (which is to be annulled by the Constitutional Court on May 1). The main opposition CHP boycotts the vote in parliament. During this first round of the Turkish presidential elections, the ruling AKP party's candidate Gul, does not receive the necessary two-thirds majority required.

CHP calls on constitutional court to annul vote.
The CHP secularist opposition party appeals to the Constituitional Court to annul the vote. CHP insists on the quorum for the vote on the president, declares that a quorum was not present, and maintains that there must be 367 deputies at session on the first round of presidential elections. After the vote is held, the CHP lodges a complaint with the Constitutional Court to halt the election and have the first round declared invalid.

The military posts a statement on the Turkish Armed Forces (TSK) web site, stating they are the staunch defenders of secularism. The statement also expresses grave concern that secularism has become an issue of debate. The "electronic memorandum" warned the parliament of anti-secular activity and reminded the government and public that the Turkish constitution and Ataturk's legacy have entrusted them with protecting Turkey's secular system. The military sent a clear message that it would defend secularism and display its position when necessary.
April 24
Tuesday
Erdogan, AKP leader, announces the nomination of Foreign Minister Abdullah Gul as the conservative AKP ruling party's candidate in the forthcoming presidential elections (ending speculations that Prime Minister Recep Tayyip Erdogan will run for the post). 

Thus, Erdogan pulls out of the race after months of speculation that he might run, but selects a close ally with a background in Islamic politics to be the candidate.
April 15
Sunday
AKP leaders and Erdogan downplay the significance of the rally. CHP leader Baykal blames the AKP for ignoring the calls for consensus made by the opposition and the public.
April 14
Saturday
Massive demonstration are held in Ankara in defence of the country's secular system, and against Prime Minister Recep Tayyip Erdogan's possible presidency.

In addition to the massive street protests near Tandoğan, overwhelming crowds visit Anitkabir (Ataturk's mausoleum). The gathering of over half a million people is considered the largest demonstration in Turkish history.
April 13
Friday
Amidst heightening tensions and fears of a threat to the secular foundations of the Republic, President Ahmet Necdet Sezer in a farewell speech states that the foundation of Turkey’s political regime have 'never been under this much threat.'
April 12
Thursday
Chief of the Turkish General Staff Gen. Yasar Buyukanıt states in a press conference that the country's next president must be 'someone who truly upholds the principles of the Republic,' and who is fully committed to secularism and the principles of the state. Buyukanit states that the country's next president must uphold the country's secular system in "word and deed."
April Tensions mount as Turkish presidential elections approach. Majority of Turks who are secular fear that the ruling AKP (Justice and Development Party) has a non-secular agenda.

Public concern and reaction against the government mounts due to increasing political dominance of the Islamic-rooted ruling party's candidate for president, fearing the party is undermining the country's secular system and democratic foundations. As a result fierce opposition is seen to any AKP presidential candidate (AKP leader Prime Minister Recep Tayyip Erdogan is seen as the likely AKP candidate in the upcoming presidential elections).

The prospect of having an Islamic-rooted party ruling both the government and the presidency further alarms the public in Turkey, including the military and the secular opposition party, the Republican People's Party (CHP).

Public demonstrations are held and planned to defend Turkey's secularist system of government which ensures the separation of religion and politics.


Founding & History of the Republican People's Party (CHP)

The Republican People's Party (CHP) was established by Mustafa Kemal Atatürk, the first president of the Republic of Turkey and the leader of the Turkish War of Independence, on September 9, 1923 (before the declaration of the Republic of Turkey on October 29, 1923). 

The CHP (Turkish: Cumhuriyet Halk Partisi) is the oldest Turkish political party and played an important  role in the establishment of the Republican regime and parliament in Turkey. Today, the CHP is generally regarded as a secular social-democratic party.

The CHP logo (six white arrows on a red background) represents the fundamental principles of Kemalism: secularism, republicanism, nationalism, statism, populism,  and revolutionism (reform movement/modernization)

These founding principles of the Turkish Republic are often referred to as "Kemalizm," "Atatürkçü Düşünce," or "Atatürkçülük" (in addition to "Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi"). 

The CHP is proud of its historic ties to Ataturk, which goes back to World War I and the Gallipoli Campaign.  The party evolved out of the "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti," a driving force of the Turkish national movement. During the Turkish War of Independence, Ataturk led the 1919 Congress of Sivas, which is referred to as the first general congress of the CHP. Atatürk, also addressed numerous CHP meetings after the founding of the party, which helped shape the future of Turkey.


Kemalism & Atatürkçülük

The majority of Turks, regardless of political party affiliation, seek to protect Ataturk' principles and ensure that they will govern Turkey and guide future generations.

Atatürk is internationally known as an outstanding statesman, soldier, commander, reformer, and nation-builder who introduced many reforms with the aim of founding a new secular democratic and modern republic after the collapse of the Ottoman Empire. As a visionary, revolutionary figure, and political thinker, he strove to set Turkey on a path from which Turks today vow not to stray (this path included a series of political, legal, cultural, social and economic reforms, such as the emancipation of women, change in dress and alphabet). Ataturk's legacy and principles are deeply embedded in the Turkish national consciousness, while the results of his reform movement are firmly rooted in all realms and dimensions of life in Turkey. The Turkish people's enduring respect and gratitude for his grasp of the future needs of Turkey, along with his nobility of purpose, is demonstrated by the love of nation and patriotism, and is a reason why his statues and photographs are so widely displayed. The April presidential crisis is also a public manifestation of the Turkish nation's loyalty to its founder, his legacy and principles, and the desire to protect national ideals in an era of rapid change.

 Atatürkçülük
Bugünü ve Yarını

The devotion of the Turkish nation to Atatürk's ideals and principles


TBMM'de tarihi bir gün
Türkiye tarihinde böyle bir oylama görmedi

Cumhurbaşkanı seçimi için 1. tur başladı

Cumhurbaşkanı seçiminde oylamaya geçildi

TBMM’de, cumhurbaşkanlığı seçiminde 1. tur oylaması başlarken, Genel Kurul’da 367 milletvekili sayısına ulaşılamadı. 

AK Parti’li Ersönmez Yarbay, adaylıktan çekildiğini açıkladı.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR www.ntv.com.tr 
27 Nisan 2007 Cuma 15:28 TSİ 

TBMM Genel Kurulu, cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu saat 15.00’te başladı. Genel Kurul’da şu anda 361 milletvekili bulunuyor.

2 DYP’li, 1 ANAVATAN’lı, 1 CHP’li ve 4 bağımsız oylamaya katılıyor.

ANKARA - TBMM Başkanı Bülent Arınç, Genel Kurul’da “yeterli çoğunluk” bulunduğunu belirterek, birleşimi açtı. Arınç, birleşimi açtıktan sonra CHP’li katip üye Ahmet Küçük’ü Başkanlık Divanındaki yerini alması için kürsüye davet etti. CHP’li Küçük’ün bulunmaması üzerine Arınç, AK Parti’li katip üye Bayram Özçelik’i Divan’a çağırdı.

Genel Kurul’un açılışında Meclis’e giren CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, yoklama istedi. Arınç ise talebi reddetti.

Anadol, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada “Biz bir partiye başkan değil, cumhurbaşkanı seçiyoruz. Partimizin bu konudaki duyarlılığına kulak verin. Burada mutlaka 367 milletvekili olduğunun saptanması lazım. Bu göz kararıyla saptanmaz. Yoklama yöntemleriyle saptanır” dedi.

Anadol, “Oturuma ondan sonra başlanabilir. Göz kararıyla 184 ya da 367 sayısıyla karşılaşırsak bu hukuk ihlalidir, sonra Anayasa ihlalidir, sonra iç tüzük ihlalidir. Dolayısıyla oylama geçersizdir. Bundan doğacak sorumluluk CHP’ye ait değildir. Uyarılarımız dikkate alınmıyorsa gidilecek yer Anayasa Mahkemesi’dir” diye konuştu.

2 DYP’li, 1 ANAVATAN’lı, 1 CHP’li ve 4 bağımsız oylamaya katılıyor. Meclis Genel Kurulu’nda şu anda 361 milletvekili bulunuyor.

Cumhurbaşkanı seçimi 1. turunda Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve AK Parti Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay’ın yarışıyor. Genel Kurulu’daki oylama gizli yapılacak.

İlk tur oylamada yeterli çoğunluk sağlanamazsa ikinci tur oylama 2 Mayıs’ta yapılacak.


Meclis'te şu an 361 milletvekili var

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Bülent Arınç başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylaması yapılacak.
Salonda şu anda 361 bulunuyor. Seçim için 6 eksik var.
TBMM Genel Kurul Salonuna, cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylamalarına katılmak üzere, AK Parti’li milletvekillerinin dışında 9 milletvekili girdi.
AKP Afyon Milletvekili İbrahim Halil Aşkar Genel Kurul salonuna girmediği gözlendi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın başkanlığında toplanan Genel Kurulda, DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan ve DYP Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, Anavatan Partisi Malatya Milletvekili Miraç Akdoğan ile bağımsız milletvekilleri Süleyman Bölünmez, Ülkü Güney, Fuat Geçen, Göksal Küçükali ve dün AK Parti’den istifa eden Hamza Albayrak hazır bulundu.
Genel Kurul başlarken içeriye giren CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol TBMM İçtüzüğü gereği oturum başladığı için toplantı sayısına eklendi. Genel Kurul 361 milletvekiliyle oturumu açtı.
Genç Parti İstanbul Milletvekili Emin Şirin ise TBMM Genel Kurulunda basın locasının arkasındaki bölümden toplantıyı izledi.

OTURUM TABLOSU

AK Parti: 351 (Meclis Başkanı oy kullanamıyor)
CHP: 152 (2 milletvekili oturuma katıldı)
ANAVATAN: 20 (1 milletvekili oturuma katıldı)
DYP: 4 (2 milletvekili oturuma katıldı)
GP: 1 (Oylamaya katılmayacak)
HYP: 1 (Oylamaya katılmayacak)
SHP: 1 (Oylamaya katılmayacak)
Bağımsız: 10 (5 milletvekili oturuma katıldı)

ANADOL TALEP ETTİ, ARINÇ YOKLAMA YAPMADI

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylamasının yapılacağı Genel Kurul Salonuna girerek, CHP sıralarındaki yerine oturdu.

Birleşim başlamadan 5 dakika önce Genel Kurul Salonuna gelen Anadol, AK Parti’li milletvekillerinin alkışlarıyla karşılandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa ile bazı AK Partili milletvekilleri, Anadol’un yanına giderek kutladılar.

CHP Hakkari Milletvekili Esat canan da iktidar kulisinden Genel Kurula girdi.

Seçimin ilk turunda, "oylamayı kontrol edebilmek ve uygulamaya muhalefet şerhi koyabilmek" için oylamaya katılan Anadol, yoklama talebinde bulundu. Ancak TBMM Başkanı Bülent Arınç, "Toplantı sayısı için tereddütüm yok, yoklama gereksiz" diyerek yoklama yapmadı.

"Anayasa'ya göre gerekeni yaptım. 57. maddeye göre baktım burada yüzlerce milletvekili var. Toplantı yeter sayısı için tereddüdüm yok" diyen Arınç, CHP'nin yoklama talebini geri çevirdi.

Söz hakkı verilen Anadol, "Benim ve partimin talebini olgunlukla karşılayın ve Anayasa'nın gereğini yerine getirin." dedi ve toplantı yeter sayısının 367 olduğu görüşünü savundu.

ERDOĞAN VE GÜL BİRLİKTE GENEL KURUL'A GİRDİ

Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, TBMM Genel Kuruluna birlikte girdi.

Erdoğan ve Gül, saat 14.59’da Erdoğan’ın TBMM’deki makamından ayrılarak, Genel Kurula geldi.

Gül, bir gazetecinin, "ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu’nun sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna, "Herkesin kararına saygı duyduğumuzu söylemiştik" yanıtını verdi.

Aynı yöndeki soru üzerine Adalet Bakanı Cemil Çiçek ise "Kızılay’a doğrudan gelmiyor, Oran’dan dolaşıyor" dedi.

Ersönmez Yarbay adaylıktan çekildi. Abdullah Gül, tek aday olarak kaldı.

27.04.2007 www.vatanim.com.tr 


Anavatan ve DYP oylamada yok

Anavatan ve Doğru Yol Partisi cumhurbaşkanlığı seçiminin 1. tur oylamasına katılmayacak.

ANKARA - Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk tur öncesi kilit parti konumunda olan Anavatan ve Doğru Yol Partisi oylamada yer almayacaklarını açıkladı. Basın toplantısı düzenleyen Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, çok zor bir karar süreci yaşadıklarını belirterek, “Türkiye içine sürüklendiği durumda iki iyiden birini seçmek tercihiyle karşı karşıya değildir. Türkiye iki kötüden birini seçmeye mecbur edildi” dedi.

Bağlayıcı karar alamayacaklarının belli olduğunu belirten Mumcu, “Oylamaya katılmayacağız. Benim arkadaşlarıma tavsiyem Genel Kurul’a katılmamalarıdır” dedi.

Çözümün Anayasa değişikliği olduğunu iki yıl önce ilan ettiklerini belirten Mumcu, “Biz önkoşulsuz olarak işbirliği yapmaya hazırız. Ancak biz yok sayıldık. İki yıl zarfında Türkiye’nin iki kutupluluğa sürüklendiğini anlattık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığında 5+5 modeline geçilmesini önerdiklerini hatırlatan Mumcu şunları söyledi: “Başbakan bugün 10. Anayasa paketi adı altında reform paketini kabul ettiklerini belirttiler. Şimdi cumhurbaşkanlığı arefesinde bu tekliflerin kabul edildiğini söylüyorlar. Demokrasi sınavında kim kaldı, kim geçti herkes şahittir. Kudreti ele geçirme arefesinde yeniden nasıl ağız değiştirdiklerini herkes görüyor.”

DYP DE YER ALMIYOR
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar da yaptığı açıklamada, birinci turda yer almayacaklarını söyledi.

Türkiye’ye bir kader çizilmeye çalışıldığını ifade eden Ağar, “Ne AKP fırsatçılığına, ne de CHP reaksiyonuna destek veriyoruz. Tehdide boyun eğmiyor, muhalefet adabına uyuyor ve Meclis toplantısına katılmıyoruz” diye konuştu. NTV 27 Nisan 2007 



Baykal: Erken seçim gözüküyor
CHP lideri Deniz Baykal, Genel Kurul’da 367 yeter sayısının bulunmadığına dikkat çekerek “Bundan sorası için Anayasa Mahkemesi karar verecek. Anayasa Mahkemesi başvurumuzu kabul ederse ikinci tura geçilemez. Erken seçim gözüküyor” dedi.

ANKARA - CHP lideri Deniz Baykal, Genel Kurul’da başlanan cumhurbaşkanlığı oylamasını makam odasından izliyor.

Baykal, Genel Kurul’da 367 yeter sayısının bulunmamasının çok önemli bir nokta olduğunu belirterek “Bu konuda ANAVATAN ve DYP liderlerinin tavrı çok önemlidir. Her iki lider de çok çaba sarfetti. Bundan sorası için Anayasa Mahkemesi karar verecek. Anayasa Mahkemesi başvurumuzu kabul ederse ikinci tura geçilemez. Erken seçim gözüküyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararı bizi yeni bir noktaya taşıyacak.” dedi.

Deniz Baykal, CHP’li 130 milletvekilinin imzası bulunan Anayasa Mahkemesi’ne başvuru dilekçesini de imzaladı. NTV 27 Nisan 2007 


CHP mahkemeye gidiyor!

11. cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda 367 sayısına ulaşılamadı. CHP, Anayasa Mahkemesi'ne gidecek. Peki Yüksek Mahkeme'den hangi karar çıkar?

TBMM Genel Kurulu'nda 11. cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu öncesi yapılan yoklamada, ana muhalefet partisi CHP'nin iddia ettiği gibi 367 sayısına ulaşılamadı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 367 sayısına ulaşılamadığı için ilk tur oylaması bitince Anayasa Mahkemesi'ne gideceklerini bugün de tekrarladı. Baykal bu açıklamayı yaptığı sırada saatler 16.00'yı gösteriyordu.
Ancak, Anayasa Mahkemesi saat 17.00'de kapanıyor. Geçen hafta içinde Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, CHP'nin başvurusunu saat 17.00'ye kadar bekleyeceklerini, ama gerekirse bunu yarım saat uzatabileceklerini söylemişti.

CHP'liler şimdi Anayasa Mahkemesi'nin kapısında başvuru için Meclis'teki ilk tur oylamanın bitmesini bekliyor.

KARAR NE OLUR?

Siyasi kulislerde Anayasa Mahkemesi’nden iptal kararı çıkması beklentisi ağırlık kazandı.
Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin 7’sinin görev süresi dolacak olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından seçilmiş olması, siyasi kulislerde oylamanın iptali yönünde çıkacak oyların 7’nin altına düşmeyeceği beklentisine yol açtı.

367 sayısına ulaşmak için adam adama markaj yapan AKP kulislerinde de iptal yönündeki oyların daha yüksek olabileceği, aksi yönde 2 oy çıkmasının garanti olacağı yorumları yapılıyor.

Türkiye’nin yakın gelecekteki siyasi tarihine yön verecek Anayasa Mahkemesi üyelerinin profili şöyle:

Üyelerden 2’sini Özal, 2’sini Demirel, 7’sini Sezer seçti.

9 üye hukuk, 1 üye siyasal, 1 üye de iktisat mezunu.

3’ü Danıştay, 2’si Yargıtay, 2’si askeri yargı, 1’i Sayıştay, 1’i üniversiteden geldi. Bir üye avukat iken, bir üye de büyükelçi iken Anayasa Mahkemesi’ne seçildi.

En yaşlısı 64 (Başkan Tülay Tuğcu), en genci 52 (üye Serdar Özgüldür) yaşında. 11 üyenin yaş ortalaması 58.

Üyelerden 2’si kadın, 9’u erkek.

Kapatmaya karşı çıkmışlardı
Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesinden 5’i geçmişte RP ve FP’nin kapatılması davalarında da oy kullanmıştı. Siyasi kulislerde üyelerin o davalardaki tutumlarına bakılarak 367 konusunda ne yönde oy kullanacakları tahmin edilmeye çalışılıyor. 5 üyenin sözkonusu davalarda tanıkdıkları tutumlar şöyle:

Anayasa Mahkemesi üyeleri arasında Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatma davalarında Başkanvekili Haşim Kılıç ile üye Sacit Adalı karşı oy kullanmışlar, yani bu iki partinin kapatılmasına karşı çıkmışlardı.

Anayasa Mahkemesi, RP’nin kapatılması kararını 2’ye 9 oyla almıştı. FP’nin kapatılması davasında ise kapatma kararı 3’e karşı 8 oyla alınmıştı. FP davasında Kılıç ve Adalı ile birlikte eski Başbakan Yıldırım Akbulut’un eşi Samia Akbulut da kapatma kararına karşı çıkmıştı.

RP’nin kapatılması kararına katılan üyelerden sadece Fulya Kantarcıoğlu halen görevde bulunuyor.

FP’nin kapatılması kararına imza atan heyetteki üyelerden ise Başkan Tuğcu, üyeler Kantarcıoğlu ve Ahmet Akyalçın 367 başvurusunu inceleyecek heyette yer alıyor.

Anayasa mimarlarından Meriç: 184 sayısı yeterli
367 tartışmaları devam ederken, 1982 Anayasası’nın mimarlarından Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu üyesi Recep Meriç, Cumhurbaşkanlığı seçimi de dahil olmak üzere TBMM Genel Kurulu’nun çalışmalarına başlayabilmesi için 184 milletvekilinin katılımının yeterli olduğunu söyledi. Meriç, şu görüşleri dile getirdi: “Meclis’in oylamalara geçilebilmesi için 184 milletvekilinin salonda olması kafidir. 367, 1. ve 2. turda seçim için aranan sayıdır. Tabii aradan 25 sene geçti. O dönem komisyondaki tartışmaları birebir hatırlamam mümkün değil. Ancak biz enine boyuna tartışmadan hiçbir karar almadık. Tek bir cümle yazmadık. Bu çerçevede benim bildiğim ve emin olduğum Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı seçimleri de dahil olmak üzere Genel Kurul bugün itibariyle 184 milletvekiliyle açılır. O dönemde bu sayı 151’di. 184 milletvekili katıldıktan sonra, oylamalara geçilir. O oylamaya belki daha fazla milletvekili katılır. Ama seçimin 1. ve 2. turda tamamlanması için bir adayın 367 oy alması gereği var. Bu turlarda üçte iki çoğunluk sağlanamadığı takdirde turlar devam eder.”

Sezer: Cumhurbaşkanı 5 yıldan fazla kalmamalı

Ankara Sanayi Odası (ASO) Meclis Üyelerini makamında kabul eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı’nın yetkileri ve görev süresi ile ilgili görüşlerini anlattı. Edinilen bilgiye göre görüşmede Sezer, Cumhurbaşkanlığı’nın yetkilerinin çok fazla olduğuna işaret etti ve yetkilerin mutlaka daraltılması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda 7 yıllık görev süresini uzun bulduğunu ifade eden Sezer, Cumhurbaşkanının da milletvekilleri gibi 5 yıllığına seçilmesi gerektiğini savundu. Cumhurbaşkanlığı’nda “5 artı 5” formülüne de sıcak bakmadığını söyleyen Sezer’in, bir kişinin ikinci defa Cumhurbaşkanı seçilmesinin de popülist yaklaşımları beraberinde getireceğini söylediği öğrenildi.

Son iddia: Hükümet 367 nabzı yokladı
Bugün yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylaması öncesinde CHP’nin tezini güçlendirecek bir iddia ortaya atıldı. Hükümetin, 367 konusunda Anayasa Mahkemesi’nde nabız yokladığı ve 7-4 aleyhte karar çıkması yönünde eğilim çıktığı öne sürüldü.

AKP’nin bu iddiayı araştırmasına neden olan olay, Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır’ın uyarısı ile ortaya çıktı.

Yalçınbayır, CHP’nin gündeme getirdiği 367 tezini, Başbakan Erdoğan’ın milletvekilleri ile yaptığı istişare toplantılarında dile getirdi. Yalçınbayır, bu teze destek veren YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’e AKP tarafından yapılan eleştirilerin doğru olmadığını anlatırken, “Teziç hoca, bu tezi yeni savunmuyor. 1980 yılında yazdığı kitapta aynı görüşleri dile getiriyor. Burada haksızlık yapılmamalı” dedi.

7-4 olumsuz mu?
Yalçınbayır, 58. hükümette Başbakan Yardımcısı olarak çalıştığı Gül’le de görüşerek, bu konudaki kaygısını dile getirdi. Gül, Yalçınbayır’ın sözleri üzerine Başbakan Erdoğan ile konuyu görüştü. AKP bir yandan 367 sayısını bulmak için muhalefet ve bağımsız vekilleri ikna turuna başlarken bir yandan da Anayasa Mahkemesi’nin nabzını tutmaya çalıştı.

Kulislere sızan bilgiye göre, hükümetin yaptığı nabız yoklamasından sıkıntılı bir sonuç çıktı ve mahkemenin 7-4 CHP’nin lehine karar verme eğiliminde olduğu belirtildi. Bu rakamını 9-2 şeklinde yorumlayanlar da oldu. Kritik durumla karşılaşan AKP’liler, tüm çalışmalarını Genel Kurul’da 367’nin üzerinde vekil girmesi üzerine kurdu.

Haber: Kemal GÖKTAŞ 27.04.2007 www.vatanim.com.tr 


Genelkurmay web sitesinde çok sert açıklama.
Türkiye'yi kilitleyen seçimin ardından, 
Genelkurmay Başkanlığı gece yarısı sürpriz 'laiklik' açıklaması yaptı.
Genelkurmay gece 23:15'te internet sitesinden son yılların en sert bildirisini
yayınlayarak hükümete bir kez daha irtica ve laiklik uyarısı yaptı. 

(
BİLDİRİ)



Anayasa hukukçuları: 367 aranır
Hukukçular, “Cumhurbaşkanı TBMM üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. İlk iki turda 367, üçüncü turda da 276 katılım aranır. 184 milletvekilinin katılımıyla yapılan seçim Anayasa’ya karşı hiledir” dedi.

İSTANBUL - Anayasa uzmanları Prof. Dr. Fazıl Sağlam ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, 367 şartını değerlendirdi.

Prof. Dr. Fazıl Sağlam, “Cumhurbaşkanının Meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilmesi, yasama organı için ilk üç oylamada bağlayıcı bir kural. Peki bu bağlayıcılığı Meclis’in üçte biri ile toplanarak nasıl sağlayacaksınız? Bir ilkokul öğrencisi bile bunun mantıken mümkün olamayacağını bilir” dedi. Sağlam, ilk üç oylamaya en az başkan (Meclis Başkanı) + 367 üyenin katılması gerektiğini açıkladı:

BAĞLAYICI KURAL
“Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk üç oylamasına neden Meclis üye tam sayısının en az üçte ikisinin katılması gerektiğini şöyle açıklamak istiyorum. Bu konuda iki anahtar kural var: Birincisi, Anayasanın 102. maddesinin ilk fıkrası:
‘Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir.’ Bu bir Anayasa kuralı mı? Evet. Üstelik Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk üç oylamasında kesin olarak geçerli bir Anayasa kuralı. O halde geliyorum diğer maddeye: Anayasa’nın 11. maddesi. Bu madde diyor ki:
‘Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.’ Yani kısacası cumhurbaşkanının meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilmesi, yasama organı için ilk üç oylamada bağlayıcı bir kural. Peki bu bağlayıcılığı Meclis’in üçte biri ile toplanarak nasıl sağlayacaksınız ? Bir ilkokul öğrencisi bile bunun mantıken mümkün olamayacağını bilir.”

SAĞLAM: BAŞKAN+ 367 ÜYENİN KATILMASI ZORUNLU

Sağlam, “Şayet cumhurbaşkanının meclis üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilmesini öngören kural bağlayıcıysa, o zaman ilk üç oylamaya en az başkan (Meclis Başkanı)+ 367 üyenin katılması gerekir, -çünkü başkan oy kullanamaz- Aksi takdirde Anayasa’nın bağlayıcı bir kuralı dolanılmış olur. Başka bir ifadeyle Anayasa’ya karşı hile yapılmış olur” dedi.

YÜZBAŞIOĞLU: 184 KİŞİ İLE 367 OY NASIL BULUNUR?
Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu da Anayasa’nın 102. maddesinin cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili özel hüküm olduğunu ve farklı yoruma sebep olacak yorumların temelinde 1961 Anayasası’ndan kalan alışkanlıkların yattığını söyledi: “Bizce Anayasa’nın 102. maddesinin hükmü son derece açıktır. Diğer türlü ‘efendim ben 184’le oylama yaparım’ derseniz, işin mantığı kalmıyor. Yani ilk 2 turda 367 oy aranan bir seçim sonucu 184’le nasıl yapılır? 3. turda da yine 276 oy aranan da yapılmaz. Yani burada 184’ün hiçbir tutarlığı yoktur.”
Yüzbaşıoğlu, 367 milletvekililin cumhurbaşkanı seçimi için şart olup olmadığına ilişkin tartışmaların ve farklı yorumların nereden kaynaklandığı sorusuna şöyle açıklık getirdi:
“Hukukta her zaman farklı yorumlar olur. Burada da Anayasa’da farklı yoruma sebep olacak yorumların temelinde 1961 Anayasası’ndan kalan alışkanlıkların yattığını düşünüyorum. Konuyla ilgili olarak bir Anayasa’nın 96. maddesi var. TBMM’nin genel olarak aldığı tüm kararlardaki toplantıda karar sayısını belirleyen kurallar, bir de 102. maddede cumhurbaşkanı seçiminde özel olarak düzenlediği toplantıda karar yeter sayısı var. Farklı görüşler, bu iki madde arasındaki bağlantıdaki yorumlardan kaynaklanıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin 96. maddedeki genel kural dışında 102. madde ile özel toplanma ve karar sayısı çerçevesinde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Yani 102. madde cumhurbaşkanı seçimi bakımından 96. maddedeki toplantıdaki karar sayısına ilişkin genel kurala istisna getiren bir düzenlemedir. Zaten Anayasa’nın 96. maddesi de Anayasa’da başkaca hükümler yoksa Meclis’in toplantı yeter sayısının üçte bir, karar yeter sayısının da dörtte birden bir fazla olmasını öngörüyor. Bu kural kanun çıkarma, karar alma olmak üzere Meclis’in diğer faaliyetlerinde geçerli genel kuraldır.

Özetle genel kural olarak Meclis, en az 184 üye ile toplanır, ve en az 139 milletvekili ile de karar alır. Ama bu kural, Anayasa’da başkaca istisnalar yoksa geçerlidir. Anayasa da başkaca hükümler olan hallerden biri de 102. maddedeki cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili haldir. 102. maddenin birinci fıkrasında ‘Cumhurbaşkanı, TBMM’nin üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Meclis toplantı halinde değilse derhal toplantıya çağrılır’ der. Arkasından burada bir sayı öngörmüştür. Cumhurbaşkanı seçici milletvekili sayısı ile cumhurbaşkanı seçerken oylamaların nasıl yapılacağı öngörülmüştür. Anayasakoyucu, cumhurbaşkanı seçiminin ‘gizli oylama’ ile yapılmasını öngörmüştür. Ve bu oylamalar yapılırken de üçte iki üyenin Meclis’te hazır bulunmasını öngörmüştür. Bu fıkranın manası budur, böyle yorumluyoruz. Takip eden ikinci fıkrada cumhurbaşkanı seçiminde takvim öngörülüyor. ’30 gün önce başlanır’ diyor, görev başındaki cumhurbaşkanının görev süresi dolmazdan önce. ‘İlk 10 günde adaylar ortaya çıkar. Kalan 20 günde de 4 tur oylama yapılır’ diyor.

Son fıkrada da, de 3’er gün ara ile yapılacak 4 tur oylamadan sözeder. Bu dört tur oylamanın ilk ikisinde 3’te 2 çoğunluğu alan aday çıkmışsa, o seçilmiş olur. Bu sağlanamazsa üçüncü turda salt çoğunluğu sağlayan aday varsa o seçilir; bu da bulunamamışsa ücüncü turda en çok oyu alan iki aday dördüncü tura katılır. Dördüncü turda salt çoğunluğu alan aday seçilir. Yine seçilememişse derhal TMBB’i seçimleri yenilenir’ diyor. Burada takvimiyle beraber cumhurbaşkanı için ayrık (istisnai) bir düzenleme öngörülmüş. Ve burada (üçüncü fıkrada) seçilebilmek için yeter sayısı ayrıca belirtilmiş.” NTV 27 Nisan 2007 


Erdoğan: Tüm vekiller oylamaya katılmalı

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili grup kararı alınamayacağını belirterek CHP’ye tepki gösteren Başbakan Erdoğan, “Oylamaya katılmak bir vatandaşlık görevidir. Tüm milletvekillerini oylamaya katılmaya çağırıyorum” dedi.

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün saat 15.00’te yapılacak cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili bir basın toplantısı yaptı. Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı seçimi için milletvekillerini TBMM Genel Kurula katılmalarını isteyerek, “Sizi, milletimize ve vicdanlarınızın sesine kulak vermeye çağırıyorum” dedi.

Erdoğan, CHP’nin Genel Kurul’a katılmama kararına tepki göstererek, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili grup kararı alınamayacağını söyledi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın CHP’li milletvekillerinin iradesine ipotek koyduğunu belirten Erdoğan, “Baykal, CHP’li milletvekillerinin iradesini hiçe saymıştır” dedi.

CHP’nin zihniyette herhangi bir değişiklik olmadığını söyleyen Erdoğan, 1989 yılında SHP Genel Sekreteri olan Baykal’ın, “Özal’ı onursuzca indiririz” ifadesini kullandığını hatırlatarak, “Bu dönemde de ‘Çankaya’da yargılanır’ tarzı yaklaşım göstermiştir. Yine 1989’da ‘Özal aday değil’ demiş, benimle ilgili de aynı ifadeleri kullandı” dedi

Milletvekilli transferi haberlerine de tepki gösteren Erdoğan, “AK Parti’yi kimse çirkin oyunların içine sokamaz” diye konuştu.

Erdoğan, “25 yaş, seçilme yaşı olarak devam edecekse ve anayasal engel yoksa, muhalefetin de böyle bir ısrarı varsa biz buna erken seçime ‘evet’ deriz” dedi.

Başbakan Erdoğan, 367’nin toplantı yeter sayısı olmadığını belirterek, “367 bizim için birinici turda seçilme şartıdır. Bir aday 367 oy alabilirse aday seçilmiş olacaktır. Toplantı yeter sayısı değildir. Toplantı yeter sayısının 367 olması zeminsiz bir tartışmadır” dedi.

Cumhurbaşkanı seçimiminin 4 tur olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Bu seçimin 1. turda yapılmasını temenni ediyoruz” diye konuştu. NTV 27 Nisan 2007 


Gül: Oy vermeyene de saygım var

11. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, herkesin oyu ve tercihinin ayrı olduğunu ifade ederek, “Oy verir vermez, girer girmez... Bunların hepsine saygım vardır” dedi.

ANKARA - TBMM’ye gelişinde açıklama yapan cumhurbaşkanı adayı Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, “Keyifliyim. Türkiye’de demokrasinin en iyi şekilde işlediğine şahit oluyoruz. Her şey gayet düzgün bir şekilde işliyor” dedi.

“Herkesin oyu ve tercihi ayrıdır. Oy verir vermez, girer girmez... Bunların hepsine saygım vardır” diyen Gül, sürecin işlemesinin önemine dikkat çekti.

Gerekli açıklamayı Başbakan Erdoğan’ın yaptığını belirten Gül, aday olduğu için biraz geri planda durmayı tercih ettiğini söyledi. NTV 27 Nisan 2007


Cumhurbaşkanlığı seçimini izleyen İMKB 47 bin puanın altına indi, dolar 1,34 YTL’ye yaklaştı.

İSTANBUL - Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanan piyasalarda ilk tur oylamada 361 milletvekilinin yer almaması sonrasında, CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gideceğini açıklaması borsada tedirginlik yaratırken, döviz ve faiz yükseldi.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal 100 Endeksi, 47 bin puanın altına indi. Hisse senetlerinin ortalama değer kaybı yüzde 2’yi aştı.

DOLAR 1,34’E DAYANDI
Dolarda da yükseliş yaşanıyor. Bankalararası piyasada dolar 1,3385 YTL’ye kadar yükseldi. Dolar gün içinde en düşük 1,3295 YTL’yi gördü.

Tahvil ve bono piyasasında en çok işlem gören 4 Şubat 2009 vadeli tahvilin bileşik faizi yüzde 18.47 düzeyinde bulunuyor. NTV 27 Nisan 2007



TBMM önünde gösteri
TBMM Milli Egemenlik Parkı’nda toplanan bir grup Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin protesto eylemi yaptı.

ANKARA - TBMM Milli Egemenlik Parkı’nın, Meclis giriş kapısına bakan tarafında toplanan gruptakiler bir süre, “Hükümet istifa”, “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Amerikan gülü istemiyoruz” şeklinde slogan attılar.

Gruptakiler, Onuncu Yıl Marşı ile Gençlik Marşı’nın da aralarında bulunduğu marşlar söyleyerek, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okudular.

Bu arada, Türkiye Gençlik Birliği tarafından toplanan, “Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne AKP’li biri çıkmasın” imzalı dilekçeler de TBMM yetkililerine iletildi. NTV 27 Nisan 2007


Seçim iptal edilirse ne olur?

MECLİS’İN 367’yi bularak ilk turu tekrarlaması mümkün değil, en geç 90 gün içinde ülke erken genel seçime gidecek. Bu süre Meclis kararıyla daha da kısaltılabilir.

Sezer devam edecek

MECLİS seçime kadar, hükümet de yenisi kurulana dek görev yapacak. Sezer de görevi devretmek için yeni Meclis’in seçeceği yeni cumhurbaşkanını bekleyecek

1 -367 tartışması nedir?
Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun 4 ay önce gündeme getirdiği görüşe göre, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna Anayasa’nın 102’nci maddesine göre en az 367 milletvekilinin katılması gerekiyor. Bazı hukukçuların ve CHP’nin de katıldığı bu görüşe göre, ilk turda seçilebilmek için gerekli olan 367 oy, aynı zamanda toplantı yeter sayısı anlamını taşıyor ve bu sayıda milletvekili Genel Kurul’a katılmamışsa bu turun hiç yapılmamış sayılması gerekiyor. Anayasa’ya göre diğer turlara geçilmemesi ve Meclis’in erken seçime gitmesi gerekiyor.

2-Önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uygulama nasıldı?
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna 367 milletvekilinin katılması gerektiği görüşü 1989’da Turgut Özal seçilmeden önce RP lideri Necmettin Erbakan tarafından dile getirilmişti. Ancak o dönem Anayasa Mahkemesi’ne başvurma yetkisini elinde bulunduran SHP böyle bir başvuru yapmamıştı. Demirel ve Sezer’in seçildiği seçimlerde ise ilk tura katılım 367’nin çok üstünde olduğu için böyle bir tartışma yaşanmamıştı.

3-Genel Kurul’a 367 milletvekili katılmazsa Anayasa Mahkemesi’ne ne zaman ve nasıl başvuru yapılacak?
CHP’nin hazırlıklarını tamamladığı ve bugünkü ilk tura 367 vekilin katılmaması halinde hemen Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağı belirtiliyor.

4-Anayasa Mahkemesi’nin kararını ne zamana kadar alması gerekiyor?
Anayasa ve yasalarda Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruların sonuçlanması için bir süre zorunluluğu yer almıyor. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna geçilmeden kararını açıklamaması halinde kriz doğabileceği için Yüksek Mahkeme’nin ikinci turun yapılacağı 2 Mayıs Çarşamba gününden önce kararını açıklaması bekleniyor.

5-Anayasa Mahkemesi ilk turu iptal ederse Meclis ilk turu tekrarlayabilir mi?
Anayasa’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 4 turda yapılacağı belirtiliyor ve her tur ayrı ayrı düzenleniyor. İlk turun iptal edilmesi halinde Meclis’in 367’yi bularak ilk turu tekrarlaması mümkün görünmüyor. Bu durumda Anayasa Mahkemesi’nin yine iptal kararı vereceği belirtiliyor.

6-Karar ikinci turdan önce çıkmazsa Meclis 2. turu yapabilecek mi, yoksa beklemesi mi gerekiyor?
Meclis, Anayasa Mahkemesi’nin kararını açıklamasına kadar turlara devam edebilir ve Cumhurbaşkanı’nı seçebilir.

7-Karar gecikirse ve Meclis 3. turu da yapıp Gül’ü cumhurbaşkanı seçerse, Anayasa Mahkemesi de ilk turu iptal ederse ne olacak?
İptal kararının açıklanmasıyla birlikte seçim hükümsüz kalacak. Bu durumda Gül de ’seçilmiş Cumhurbaşkanı’sıfatını yargı kararıyla kaybedecek. Böyle bir durumun ortaya çıkmaması için Anayasa Mahkemesi’nin en azından üçüncü turdan önce kararını açıklamasına kesin gözüyle bakılıyor.

8-Cumhurbaşkanlığı seçimi iptal olursa ne olacak?
Seçimin iptal edilmesi ülkenin erken seçime gitmesi anlamına geliyor. Anayasa’nın 102. maddesinde “Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir” hükmü yer alıyor.

9-Erken seçim ne zaman yapılır?
Anayasa’daki “derhal” sözcüğünden hareketle en geç 90 gün içinde seçim yapılması için karar alınması gerekiyor. Bu süre Meclis kararıyla daha da kısaltılabilir ve 60 güne ya da 45 güne düşürülebilir. Yani Türkiye Temmuz’da veya en geç Ağustos başında Türkiye’nin sandık başına gideceği tahmin ediliyor.

10-İptal halinde Cumhurbaşkanı Sezer’in görev süresi ne zaman bitecek? Cumhurbaşkanlığı makamı boş mu kalacak?
Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa hükmü doğrultusunda yeni Cumhurbaşkanı yemin edene kadar görevine devam edecek.

11-Olası bir iptal kararı halinde yeni Cumhurbaşkanı nasıl seçilecek?
Yeni Meclis’in oluşmasının ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Bu seçim Anayasa Mahkemesi’nin 367 vekilin katılım zorunluluğunu araması koşuluna uygun yapılacak. Yani hiçbir parti tek başına 367’yi geçemezse yeni Cumhurbaşkanı “uzlaşma” ile seçilecek.

12-Erken seçime gidilmesi halinde hükümet düşecek mi?
Meclis, seçime kadar görev yapacak. Hükümet ise yeni hükümet kurulana kadar görev yapacak.

27.04.2007 www.vatanim.com.tr



Arınç yoklama yapmadı

CHP oturumda yoklama istedi, ancak Arınç talebi reddetti

TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin 11'inci cumhurbaşkanı için ilk tur oylama bugün yapılacak. Genel Kurul saat 15.00'te Bülent Arınç başkanlığında toplandı. Arınç, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol'un yoklama talebini ''yeterli çoğunluğu gördüğü''nü söyleyerek reddetti.

Cumhurbaşkanı seçilebilmek için AK Parti Kayseri Milletvekili, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile AK Parti Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay yarışıyordu. Ancak Yarbay, oturum açıldıktan bir süre sonra adaylıktan çekildiğini açıkladı. Gül şu anda tek aday konumunda.
 

CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, TBMM Genel Kurulu'ndaki cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylamasında 367 yeter sayısı sağlanamadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyor.

Anadol'un Arınç'a yönelik "yeter sayısını göz kararıyla belirleyemezsiniz" eleştirisinin ardından Meclis'te "367" yeter sayısı ile ilgili konuşmalar yapıldı. Ardından Arınç kendi tutumunu oylattı. Daha sonra oylamaya geçildi.

"367 bulundu" iddiası
 
TBMM Başkanı Arınç, oylamaya katılacak milletvekillerinin belirlenmesi ve oy pusulalarının milletvekillerine verilmesi için iki katip üye görevlendirdi. Daha sonra ad çekme yöntemiyle beş kişilik tasnif komisyonu oluşturuldu. TBMM Başkanı Arınç, Adana'dan başlanarak ad okuma yöntemiyle ilk tur gizli oylamayı başlattı.
 
Oylama başladıktan sonra CHP Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük, komisyon sıralarında oturan katip üyelerin yanına gelerek, oylama işlemini kontrol etmek istedi.
 
TBMM Başkanı Arınç, "Ben sizi Divan'a çağırdım, gelmediniz. Size orada görev verilmedi. Komisyon sıralarından uzaklaşın lütfen" diyerek, idare amirlerini göreve çağırdı.
 
AK Partililer CHP'lileri ceple görüntüledi
 
Komisyon sıralarında tartışma yaşanırken, içeriye 4 CHP milletvekili daha girdi. Bunun üzerine, AK Parti Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa, içeriye girenlerin adlarını bir kağıda yazdı. Bazı AK Parti milletvekilleri de CHP'lileri cep telefonları ile görüntüledi.
 
Bunun üzerine TBMM Başkanı Arınç, milletvekillerinin komisyon sıralarından çekilmelerini ve sıralarına geçmelerini istedi. Arınç, "Sayın Yaşar Tüzün, Sayın Ahmet Küçük, Sayın Haşim Oral ve Sayın Rasim Çakır'ın Genel Kurul'da olduğunu görüyorum" dedi.
 
Oylama başladıktan sonra ANAVATAN Partisi Muğla Milletvekili Hasan Özyer de Genel Kurul'a girdi.

Gündemine başka bir konuyu almayan Genel Kurul'da doğrudan gizli oylamaya geçildi. Seçim bölgelerine göre sıraya geçen milletvekilleri, oluşturulan kuruldan aldıkları mühürlü zarflarla kabinlere girerek oylarını kullanıyor.
 
Milletvekilleri, destekledikleri iki adaydan birinin isminin yanına çarpı işareti koyuyor. Vekiller, zarfın içine yerleştirdikleri oy pusulalarını, Bakanlık Divanı kürsüsü önündeki kupalara atıyor.

CHP'li Divan üyesi gelmedi 
 
Bu arada Arınç, toplantıyı başlattıktan sonra CHP'li katip üye Ahmet Küçük'ü Başkanlık Divanı'ndaki yerini alması için kürsüye davet etti. CHP'li Küçük'ün bulunmaması üzerine Arınç, AK Parti'li katip üye Bayram Özçelik'i Divan'a çağırdı.
 
Arınç, CHP'li divan üyesinin görevli olduğu halde gelmediğini belirterek, "Böyle bir olay ilk kez vuku buluyor. Görevini ihmal eden milletvekilleri ile ilgili bir hükmü İçtüzüğe koymamız lazım" dedi.

Meclis'teki tablo
 
"Kilit parti" konumundaki ANAVATAN ile DYP oylamaya katılmayacaklarını açıkladı.
  
CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, DYP Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, ANAVATAN Partisi Miraç Doğan, ANAVATAN Partisi Muğla Milletvekili Hasan Özyer, AK Parti'den dün istifa eden Hamza Albayrak ile bağımsız milletvekilleri Süleyman Bölünmez, Ülkü Güney, Fuat Geçen, Göksal Küçükali ise oylamaya katılıyor.

Genç Parti İstanbul Milletvekili Emin Şirin ise TBMM Genel Kurulu'nda basın locasının arkasındaki bölümden toplantıyı izledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, bugün saat 12.00'de Meclis'te düzenlediği basın toplantısıyla tüm milletvekillerine "tarihi sorumluluk" çağrısı yaptı.

AK Parti: 352 (Meclis Başkanı oy kullanamıyor)
CHP: 152 (1 milletvekili oylamaya katılıyor)
ANAVATAN: 20 (2 milletvekili oylamaya katılıyor)
DYP: 4 (2 milletvekili oylamaya katılıyor)
GP: 1 (Oylamaya katılmayacak)
HYP: 1 (Oylamaya katılmayacak)
SHP: 1 (Oylamaya katılmayacak)
Bağımsız: 10 (5 milletvekilinin oylamaya katılması bekleniyor)
 
DYP oylamaya katılan 2 milletvekili hakkında soruşturma başlattı.

ANAVATAN'ın tavrı
 
Oylamaya kısa bir süre kala kameraların karşısına geçen ANAVATAN Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, oylama öncesi tekrar "erken seçim" çağrısı yaparak, "Benim eğilimim ve arkadaşlarıma tavsiyem Genel Kurul'a katılmamalarıdır" dedi.
 
Vekilleri oylamaya katılma konusunda serbest bıraktığını söyleyen Mumcu, "Bu kadroya bu devlet emanet edilemez" diye konuştu.

Mumcu, 367 tartışmasının da hukuken yersiz olduğunu, bu nedenle CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne gitmemesi gerektiğini söyledi.
 
ANAVATAN Partisi lideri, "Çok zor bir karar süreci yaşadık. İki iyiden birini seçmek durumunda değiliz. Bugün Türkiye iki kötüden birini seçmek durumundadır. ANAVATAN'ın anahtar parti konumuna gelmesi talep ettiğimiz birşey değildir. Tam tersine böyle olmaması için büyük bir gayret ve ısrarla çalıştık" dedi.
 
"Çözümün Anayasa'da bir değişiklikle krizinin çözüleceğini söyledik" diyen Mumcu, "AK Parti'ye çağrıda bulunmuş ve geçtiğimiz iki yılda ödenen bedellerin ödenmemesi için çağrıda bulunduk. 'Öncelikli acil reform konusunda işbirliği yapmaya hazırız' dedik. Adeta yalvararak rica ettik söyledik. Ancak yok sayıldık, görmezden gelindik" diye konuştu.
 
ANAVATAN Partisi Lideri Mumcu, "Oylamaya katılmama kararını kesinlikle şahsi duygumuzla vermiyoruz. Bu ortaya çıkacaktır. Bu seçimin demokratik meşruiyeti olmayacak. 20 vekili ile ANAVATAN Partisi başka seçenek geliştirme imkanından yoksundur. CHP mahkemeye gitmemelidir. İktidar seçim turuna başlamadan erken seçime gitmelidir. Yeni Meclis cumhurbaşkanını seçmelidir" dedi.
 
"Tek derdimiz devletin kutuplaşmaması" diyen Mumcu, "Sözde değil özde demokratlık, Anayasa'ya ruhla bağlı olmaktır. Benim tavsiyem arkadaşlarımın
vebali yüklenmek boynumun borcudur" dedi.
 
DYP'nin tavrı
 
Oylamaya bir saat kala açıklama yapan DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, partisinin cumhurbaşkanlığı ilk tur oylamasına katılmayacağını duyurdu.
 
"Türkiye'ye bir kader çıkarılmaya çalışılıyor" diyen DYP lideri, "AKP fırsatçılığı ve CHP reaksiyonuna katılmıyoruz. Mevcut tablo Türkiye'ye pahalıya mal oluyor. Ekonomik kriz korkusuyla siyaset rehin alınıyor" ifadesini kullandı. Ağar, partisinin görüşünü şöyle özetledi:
 
1- Meclis'in seçeceği cumhurbaşkanı meşrudur
2- İlk tur oylama için 184 yeterli sayıdır
3- Siyaset mahkemeye gitmemeli
4- Siyasi varlığını ancak kutuplaşma ile mümkün gören ana muhalefet, yeni bir değerlendirme yapmalıdır
5- Laiklik-antilaiklik kamplaşma meselesi yapılmamalıdır
 
"4.5 yıldır tepeden bakan iktidar, 367'yi temin edebilmek için ne hallere düştü?" diyen Mehmet Ağar, "Tehdide boyun eğmiyor, muhalefet adabına uyuyor ve Meclis toplantısına katılmıyoruz" diye konuştu.
 
CHP yüksek yargıya gidecek

Zira, CHP Genel Kurul açıldığında içeride 367 milletvekili olmazsa Anayasa Mahkemesi’ne gidecek. CHP, başvuruya ilişkin hukuki çalışmasını tamamladı. CHP'nin yüksek mahkemeye sunacağı dilekçede, Anayasa'da, cumhurbaşkanı seçimi için "özel nitelikte toplantı yeter sayısı arandığı" ifade edilecek.
 
Dilekçede, bu seçim için toplantı yeter sayısının 367 olduğu ve bu sayının her 4 turda da aranması gerektiğine yer verilecek. Dilekçede, Meclis Başkanı'nın bu sayıyı aramaması halinde, TBMM İçtüzüğü'nün cumhurbaşkanı seçimini düzenleyen 121'inci maddesini ihlal ettiği belirtilecek.
 
Seçimin iptali istenecek dilekçeye, Genel Kurul tutanağı da eklenecek ve CHP, oylama bittikten sonra mahkemeye başvuracak.
 
Gül ile ilgili dosya hazırlanıyor
 
Bu arada, CHP, cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül ile ilgili bir dosya hazırlıyor. Gül cumhurbaşkanı seçilirse bu dosya gündeme getirilecek. Dosyada, Gül'ün önceki açıklamalarına yer verilerek, bu açıklamaların "Cumhuriyetin temel niteliklerine ve laikliğe aykırı" olduğu savunulacak.
 
Dosyada, Gül'ün, kamu kaynaklarının harcanmasında hukuka aykırılık oluşturan eylemleri olduğu da ileri sürülecek ve bu durumun, Anayasa'nın "cumhurbaşkanın nitelikleri ve tarafsızlığını" düzenleyen 101 ile "ant içmesini" içeren 103’üncü maddesine aykırı olduğu öne sürülecek.
 
Seçim 4 turda yapılacak
 
Birinci tur:
Anayasa'nın cumhurbaşkanı seçimini düzenleyen 102'nci maddesine göre, ilk turda seçilebilmek için üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu olan 367 oy aranacak.
 
İkinci tur:
Bu turda hiçbir adayın bu çoğunluğa ulaşamaması durumunda ikinci tur oylama, 2 Mayıs Çarşamba günü yapılacak. Bu turda da seçilebilmek için üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu olan 367 aranacak. İkinci turda cumhurbaşkanı seçilememesi halinde, üçüncü tur oylamaya geçilecek.
 
Üçüncü tur:
9 Mayıs Çarşamba günü yapılacak üçüncü turda, üye tam sayısının salt çoğunluğun (276) sağlanması gerekiyor.
 
Dördüncü tur:
Bunun sağlanmaması halinde ise son tur oylama, 15 Mayıs Salı günü yapılacak. Bu turda en çok oyu alan cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.
 
Yasama faaliyeti yapılmayacak
 
Genel Kurul, her seçim turunda saat 15.00'te açılacak. Cumhurbaşkanı seçimi tamamlanıncaya kadar, Genel Kurul'da, başkanlığın sunuşları hariç başka bir konu gündeme alınmayacak. Bu süre tamamlanıncaya kadar TBMM'de yasama çalışması yapılmayacak. Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde parti grupları da toplanmayacak.
 
16 Mayıs'ta and içecek
 
TBMM'de yapılacak turlar sonucunda Türkiye'nin 11'inci cumhurbaşkanı seçilecek. 11'inci cumhurbaşkanı 16 Mayıs'ta Genel Kurul'da and içerek görevine başlayacak. Cumhurbaşkanının göreve başlarken TBMM önünde içeceği and şöyle:
 
"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma, anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma, Büyük Millet Meclisi ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim."
 
Seçilinceye kadar görevini sürdürecek
 
Anayasa'nın, "Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisiyle ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer" hükmü uyarınca, cumhurbaşkanı seçilinceye kadar adaylar görevini sürdürebilecek, ancak seçildikten sonra göreve başlayacağı tarihe kadar geçen sürede görevini sürdürmemesi, yazılı kural olmasa da teamüller arasında bulunuyor.
 
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Anayasa'da yeni seçilen cumhurbaşkanının görevini sürdürüp sürdürmeyeceği konusunda açıklık olmadığını belirterek, "Şık olan görevini bırakmasıdır" dedi.
27.04.2007 www.cnnturk.com


TBMM'de tarihi bir gün yaşanıyor

Meclis'te 368 kişi var iddiası (tıklayınız) 



Cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kaldı

361 oyun 357'si Gül'e

TBMM Genel Kurulu’nda cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan oylamada 361 milletvekili oy kullandı. Abdullah Gül, 357 oy alırken; 3 oy iptal edildi, 1 oy da boş çıktı. Buna göre seçim 2. tura kaldı.

ANKARA - TBMM Başkanı Bülent Arınç, Genel Kurul’da “yeterli çoğunluk” bulunduğunu belirterek, birleşimi açtı. Arınç, birleşimi açtıktan sonra CHP’li katip üye Ahmet Küçük’ü Başkanlık Divanındaki yerini alması için kürsüye davet etti. CHP’li Küçük’ün bulunmaması üzerine Arınç, AK Parti’li katip üye Bayram Özçelik’i Divan’a çağırdı.

Genel Kurul’un açılışında Meclis’e giren CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, yoklama istedi. Arınç ise talebi reddetti.

Anadol, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada “Biz bir partiye başkan değil, cumhurbaşkanı seçiyoruz. Partimizin bu konudaki duyarlılığına kulak verin. Burada mutlaka 367 milletvekili olduğunun saptanması lazım. Bu göz kararıyla saptanmaz. Yoklama yöntemleriyle saptanır” diye konuştu.

Anadol, “Oturuma ondan sonra başlanabilir. Göz kararıyla 184 ya da 367 sayısıyla karşılaşırsak bu hukuk ihlalidir, sonra Anayasa ihlalidir, sonra iç tüzük ihlalidir. Dolayısıyla oylama geçersizdir. Bundan doğacak sorumluluk CHP’ye ait değildir. Uyarılarımız dikkate alınmıyorsa gidilecek yer Anayasa Mahkemesi’dir” dedi.

Genel Kurul’da, DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan ve DYP Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, Anavatan Partisi Malatya Milletvekili Miraç Akdoğan ve Hasan Özyar ile bağımsız milletvekilleri Süleyman Bölünmez, Ülkü Güney, Fuat Geçen, Göksal Küçükali ve dün AK Parti’den istifa eden Hamza Albayrak da bulunuyor.

Genç Parti İstanbul Milletvekili Emin Şirin ise Genel Kurul’da basın locasının arkasındaki bölümden toplantıyı izledi.
TBMM Başkanvekili, AK Parti Kayseri Milletvekili Sadık Yakut, TBMM Genel Kurulunda cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması sırasında salona giren CHP’li milletvekilinin yeter sayıya dahil edileceğini söyledi.

Yakut, “CHP’li 5 milletvekili oylamaya katılması bile yeter sayıya dahildirler. Genel Kurulda bulunan milletvekilleri yoklamaya sayılır. CHP’ye teşekkür ederiz” dedi.

Bu arada, CHP’li Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük, Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Trabzon Milletvekili Şevket Arz, Edirne Milletvekili Rasim Çakır ve Denizli Milletvekili Haşim Oral’ın oylama başladıktan sonra Genel Kurul’a girmesi kuliste bazı CHP’li milletvekillerinin tepkisine neden oldu.

CHP Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ile CHP Tunceli Milletvekili Sinan Yerlikaya, diğer milletvekili arkadaşlarının Genel Kurul’a girmemesi yönünde sık sık uyardı.

AK Parti Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, cumhurbaşkanı adaylığından çekilirken; Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül tek başına cumhurbaşkanı adayı olarak kaldı. NTV 27 Nisan 2007


Gül 357 oy aldı, ikinci tura gidiliyor

      TBMM'de Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk tur oylaması sona erdi.
      Cumhurbaşkanı seçimine tek aday olarak katılan AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, seçilebilmek için Anayasanın öngördüğü 367 oyu sağlayamadı. İkinci tur oylama, 2 Mayıs Çarşamba günü yapılacak.
      TBMM Başkanlığı'nın açıklamasında cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan birinci oylamada 361 vekilin oy kullandığı, Gül'ün 357 oy aldı belirtildi. Üç oy iptal edilirken, bir vekil de boş oy attı.
      TBMM Başaknı Bülent Arınç, bu açıklama üzerine "Anayasa'nın 102. maddesine öngörülen 3'te 2 oy çoğunluğu sağlanamamıştır. 2 Mayıs Çarşamba saat 15.00'te ikinci tur oylaması için TBMM'yi oturuma çağırıyorum" dedi.
27 Nisan 2007 www.milliyet.com.tr


Kritik Çankaya Seçimi

Seçim Mahkemelik Oldu

CHP, Anayasa Mahkemesine başvurdu

CHP: Oylama Geçersizdir

CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci tur oylamasıyla ilgili başvuruyu 134 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne ilettiklerini bildirdi.

CHP Grup Başkanvekilleri Haluk Koç, Ali Topuz, Kemal Anadol ile Sav, Anayasa Mahkemesine dilekçeyi verdikten sonra yüksek mahkemeden ayrıldı.

Sav, çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın bugünkü oylamadaki uygulamasının Meclis İçtüzüğü'nü ''eylemli olarak'' değiştirmek olduğunu savundu.

Meclis Başkanı'nın oylamadaki tutumunun sürpriz olmadığını söyleyen Sav, TBMM Başkanı Arınç'ın içtüzüğü ihlal ettiğini, Meclis'te ''anayasaya aykırı bir karar alındığını'' ileri sürdü.

Sav, 134 milletvekilinin imzasıyla söz konusu başvurularını Anayasa Mahkemesi'ne sunduklarını ifade ederek, bugünkü oylamanın ''Meclis İçtüzüğü'ne, anayasaya ve hukuka aykırı olduğu'' yönünde talepleri bulunduğunu bildirdi.

''Anayasanın 102. maddesi tam okunup yorumlandığı takdirde, aranması gereken 367 çoğunluğun, bugünkü oylamada meclis salonunda bulunmadığını'' belirten Sav, TBMM Başkanı Arınç'ın ''bu sakat işlemi'', meclise de onaylatarak başka bir hukuk ihlali yaptığını öne sürdü. Sav, ''Biz 2 Mayıs 2007'de yapılması söz konusu 2. oylamaya kadar 1. oylamanın hukuken yok sayılması gerektiğini, Meclis İçtüzüğü'nün ihlali nedeniyle de uygulamanın esasa ilişkin karar verilene kadar yürürlüğünün durdurulması talebimizi Anayasa Mahkemesi'ne ilettik'' diye konuştu.

Konunun ivedi olduğunu belirten Sav, ''Anayasa Mahkememizin, çalışma şekline karışmak istemeyiz. Ama sanıyorum böyle önemli bir gün, Cumhurbaşkanlığı seçiminin sakatlandığı iddiasıyla yapılan bir başvuruyu makul ve fazla geciktirmeden görüşecektir. Temennimiz böyledir'' dedi.

Türkiye Cumhuriyetinde 1982 Anayasasının 102. maddesinin ihlaliyle ilgili ilk kez böyle bir başvuru yapıldığını kaydeden Sav, eski cumhurbaşkanları Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in seçiminde yapılan oylamalarda bu yönde bir başvuru yapılmadığını söyledi.

Sav, ''102. madde bundan önce yanlış uygulanmış ve anayasa yargısına taşınmamışsa, bu o zamanki insanların sorunudur. Biz bugünkü yanlış uygulamayı Anayasa Mahkemesine getirdik'' diye konuştu.

Önder Sav, ''İkinci oylamaya kadar karar çıkmazsa ikinci oylamayı da anayasa mahkemesine taşıyacağız'' dedi.

SORULAR

TBMM'de ''368 oy çoğunluğuna ulaşılıp ulaşmadığı'' tartışmalarının sorulması üzerine Sav, ''Meclis Başkanı Arınç'ın oturumu kapatırken 361 katılan olduğunu söylediğini'' belirtti. Sav, ''368 lafının ne Meclis Başkanının ne de başkasının ağzından çıktığını'' söyledi.

Sav, şunları kaydetti:
''İçeriye divan katibi arkadaşlarımızla bir iki CHP milletvekili girerek, bir tespit yapmak istediler. Tespit yapmak ihtiyaçları, AK Parti içinde maalesef oy kullanma bakımından sabıkası olan milletvekili arkadaşlarımız var. Cumhurbaşkanlığı seçimi için yaşamsal bir oylamada sahte oy kullanılabileceği varsayımı CHP'nin gündeminde olduğu için, arkadaşlarımız bu sahteciliği engellesinler, gözlem yapsınlar, bize de bilgi versinler diye salona gönderildi. Bunların salonda bulunması veya sonradan gelen birkaç kişinin salonda bulunması o toplantı yeter sayısına katkı yaratmaz. 368 rakamı var diyenlere bir hukukçu olarak çok üzüldüm. Bu, kendi zaaflarının bir işareti.''

Bu başvurunun, CHP'nin bu konuyla ilgili Anayasa Mahkemesine yaptığı son başvurusu olmasını temenni eden Sav, ''Anayasa Mahkemesi, bir yürürlüğü durdurma kararı verir, ona göre ne yapılacağı önümüzdeki günlerde konuşulur. Anayasa Mahkemesi bizim başvurumuzu sonuçlandıramadan yaptıkları takdirde ikinci oylamayı da Anayasa Mahkemesi'nin önüne getireceğiz'' diye konuştu.

Kimi basın mensupları ve kimi hukukçuların ''kafasının net olmadığını'' söyleyen Sav, ''367 üyenin toplantı yeter sayısı için salonda bulunması koşulunun, sadece 1. ve 2. oylamalara mahsus olmadığını, 3. ve 4. oylamalarda da geçerli olduğunu'' ifade etti.

Sav, ''Biz 3. ve 4. turlarda da 367 üyenin, toplantı yeter sayısı bakımından bulunması koşulunu yine tartışmaya getireceğiz'' dedi.

Önder Sav, sorular üzerine dilekçeyi mahkemeye vererek kayda geçirdiklerini bundan sonraki işin Anayasa Mahkemesinin çalışma yöntemine göre belirleneceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül'ün, ''Cumhurbaşkanı seçilme nitelikleri''ne ilişkin iddiaların bu dilekçenin içinde yer alıp almadığının sorulması üzerine de Sav, bu konuyu, 367 içinde mütalaa etmediklerini, bunun siyasi bir konu olduğunu ifade etti.

Sav, ''Sayın Gül'ün Cumhuriyet'in temel nitelikleriyle, demokratik, laik hukuk devletinin işleyişi ile ilgili kimi sözleri elbette bir siyaset adamının tartışılması gereken sözleridir. Cumhurbaşkanlığı makamına oturacak bir kişinin herhangi bir suçlamaya muhatap olmamış olması gerekir. Biliyorsunuz Sayın Gül'ün evrakta sahtekarlık diye nitelendirilen bir fezlekesi, dosyası bulunmaktadır. Daha başka mahkeme kararları da söz konusudur. Bu siyasi bir konudur. Siyasi konuları, hukuki konularla karıştırmıyoruz'' diye konuştu.

CHP'liler Anayasa Mahkemesi'nden ayrılırken, burada bekleyen bir grup alkışlarla kendilerine destek verdi.

27 Nisan 2007 www.sahah.com.tr 


Baykal: Yeni bir süreç başlıyor

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanlığı seçimi için Meclis'te yapılan birinci tur oylamada, 367 çoğunluğun sağlanamadığını belirterek, "Sonuç ortada artık yeni bir süreç başlıyor. Birinci turda cumhurbaşkanlığı oylamasında Anayasa'nın öngördüğü katılım sağlanamadı ve adayın seçilmesi gereken oy da toplanamadı" dedi.

Baykal, Meclis'te Cumhurbaşkanlığı oylamasının birinci turunun sonuçlanmasının ardından çıkışta değerlendirmelerde bulundu. "Sonuç ortada artık yeni bir süreç başlıyor" diyen Baykal, birinci turda cumhurbaşkanlığı oylamasında Anayasa'nın öngördüğü katılımın sağlanamadığını ve Gül'ün seçilmesi gereken oyu da alamadığını söyledi.

Baykal şöyle dedi:
"İkincisi normaldir. Ama birincisi yani Anayasa'nın öngördüğü üye tamsayısının üçte iki oy çokluğunun bulunması gereği gerçekleşmediği için birinci tur tamamlanmamıştır. Bu durumda ikinci tura geçmek uygun değildir, Anayasa'nın anlayışına uygun değildir. Bu konudaki siyasi partiler arasındaki görüş ayrılığı Anayasa Mahkemesi'ne yansıtılacaktır. Anayasa Mahkemesi bu konuda düşüncelerini ortaya koyacaktır. O düşünce doğrultusunda bundan sonraki gelişmelere şekillenecektir. Şimdi biz Anayasa Mahkemesi'nin kararını bekliyoruz. Anayasa, Cumhurbaşkanlığı seçimi için Meclis'te birinci turun tamamlanmasını sağlayacak katılım gerçekleşmemiştir. Bu durumda birinci tur yapılamamış durumdadır. Anayasa Mahkemesi eğer bu yorumu haklı çıkarırsa o takdirde Cumhurbaşkanı seçimini gerçekleştirmek bu Meclis tarafından söz konusu olmayacaktır. Ancak seçimlerden sonra yeni bir Cumhurbaşkanı seçimi söz konusu olacaktır."

Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda 2006 yılından bu yana uyarılarda bulunduklarını söyleyen Baykal, "Cumhurbaşkanlığı seçimini yeni bir parlamento gerçekleştirmesi gerekir. Bu Meclis Cumhurbaşkanı seçimini gerçekleştirmemelidir. Şimdi, gelinen noktada diğer siyasi partilerin de bu anlayışa destek verdiklerini görüyorum" dedi.

Baykal şunları söyledi:
"Kamuoyunun bu doğrultuda bir tercih içine girdiği anlaşılıyor. Muhtemeldir ki Anayasa Mahkemesi bizim başvurumuzu destekleyici bir karar alır ise hukukun gereği de önce yeni bir seçimin yapılması doğrultusunda ortaya çıkacaktır. Keşke bunu çok daha önceden böyle bir gerginlik yaşanmadan Meclis'in kendi planlaması ile gerçekleştirmek imkanını bulabilmiş olsaydık. Hep birlikte kararlaştırıp o seçimden sonra bir Cumhurbaşkanı seçimini gerçekleştirebilirdik. Muhtemelen şimdi Anayasaya Mahkemesi beklenen kararı alırsa oraya doğru Meclis sürüklenmiş olacaktır. Birinci temel nokta bu. İkinci temel nokta, biz 367 konusunun çok önemli olduğunu bunun dikkate alınması gerektiğini düşünüyorduk. Hükümet 367 konusunu dikkate almış olsaydı Cumhurbaşkanı adayı partiler arasında bir uzlaşı ile belirlenirdi ve bu uzlaşı ile belirlenecek aday herhalde Meclis'te 3'te 2 çoğunluğunun bulunduğu oturumlarda seçilme şansını ilk turda ya da üçüncü dördüncü turda elde edebilirdi. Bu olanak ta kullanılmamıştır.

GÖREVİMİZİ TAM YAPTIK

Hatırlayacaksınız Başbakan Erdoğan 367 konusunu hiç geçerli saymadığını söylemiştir. Ama gelinen aşamada konunun ciddiyetini görmüş ve onu sağlamaya yönelik çok çeşitli yöntemleri kullanmışlardır. Ama sonuçta ortaya çıkmamıştır. Yani biz, Türkiye'nin böyle bir noktaya gelmemesi için görevini tam yapmış bir siyasi parti olduğumuzu düşünüyoruz. Hem Cumhurbaşkanı ile ilgili anlayışımızı topluma yansıtmayı başardık, hem de Türkiye'nin sancısız bir Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayabilmek için yol gösterici olduk. Ama bizim bu değerlendirmelerimiz dikkat alınmadı. Fakat tam tersine suçlayıcı, çatışmacı bir üslup içine girdi, CHP'ye çok ağır hareketler yaptı. Cibiliyetsiz dedi. 'Vakit israfıdır niye görüşeceğiz' dedi ve Cumhurbaşkanı seçimini AKP'nin bir iç işi olarak algıladı ve AKP giderek yalnızlaştı. Toplum, Cumhurbaşkanı seçim sürecinin aday belirleme süreci dahil daha sonraki aşamaları dahil, dışında tuludu. Bunun uygun bir yaklaşım olmadığı ortaya çıkmıştır. Umut ediyorum, Anayasa Mahkemesi doğru bir karar alır, O karardan sonra hep birlikte önce bir seçim yaparı, sonra o seçime dayalı olarak da yeni bir Cumhurbaşkanı seçimini gerçekleştirebiliriz."

CHP'Lİ VEKİLLERİN GENEL KURUL'DA BULUNMASI

Baykal, Genel Kurul'da CHP'li vekillerin bulunması ve vekillerin isimlerinin TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından tutanaklara kaydedilmesine ilişkin bir soruya şöyle yanıt verdi:

"Oradan bir teselli sağlama imkanı yoktur AKP'ye. Durum çok açıktır, çok nettir. Orada hiçbir CHP'li toplantının bir parçası olarak bulunmamıştır ve adı geçen milletvekilleri aynı anda orda bulunmamıştır, yani hepsi birden aynı anda orada bulunmamıştır. Bir kısmı tamamen Genel Kurul Salonu'nun dışında olduğu halde sanki Genel Kurul Salonu'nun içindeymiş gibi muameleye tabi tutulmuştur. Yani salonunun içine girmeden dışardan arkadaşlarına işaret yapan CHP milletvekilleri sanki salonun içindeymiş gibi mütaala edilmiştir. Bütün bunlar çırpınışlardır, bütün bunların hiçbir anlamı yoktur. Böyle bir gizli oylama sırasında değişik sayıda insanların oylamaya hiçbir ilişki kurmadan, denetim amacıyla birer ikişer zaman zaman oraya girip çıkmış olmaları 367 rakamının bulunması sonucunu doğurmaz. Yani o isimler aynı anda orda yoktur. Halbuki 361 kişinin orada bulunduğu oylamayla ortaya çıkmıştır."

ÜZÜNTÜ DUYUYORUM

Baykal açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bu konular bizim böyle kişisel mutluluk ve zafer duygusu içinde olmamıza sebep olacak konular değil. Hepimiz Türkiye'nin bir parçasıyız. Türkiye iyi yönetilsin istiyoruz. Bu süreç çok kötü yönetilmiştir. Bundan üzüntü duyuyorum, bundan mutluluk duymuyorum. Keşke böyle olmasaydı. Böyle olmaması için zamanında gereğini yaptık. Sayın Başbakan Cumhurbaşkanı olmak üzere bir Cumhurbaşkanı seçim süreci kurguladı. Bu süreçte bu gün geldiğimiz noktada ortaya çıkmıştır ki Başbakan Cumhurbaşkanı adayı olamamıştır. Kendisinin aday olamayacağı ortaya çıkınca daha uygun olduğu düşünülen bir ismi çıkarmaya çalışmıştır, onu da çıkaramamıştır. Partisinin kendisine dayattığı adayı ise seçtirememiştir. Bütün bu sonuçların altında yatan temel noktaları gözden kaçırmıştır. Bir, 367 önemli değildir demiştir.. Şimdi 367 havuzu içinde çırpınıyor. Sana bunu söyledik. Bunu görmemiştir. Bunu görseydi bugün bambaşka bir nokta ortaya çıkardı. Bunu bir parti içi sorun gibi algılamış ve böyle ilan etmiştir. Bütün bunlar büyük yanlışlardır. Şimdi bu yanlışlar sonucu bir çıkmaza girmişlerdir. Parlamentoda 3 te ikilik bir çoğunluğa sahip olan bir siyasi parti bugün Cumhurbaşkanlığı seçimini yüzüne gözüne bulaştırmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimi sadece, AKP yönetiminin yanlışları nedeniyle bu noktaya gelmiştir.

AKP'LİYE KARŞI DEĞİLİZ

Biz başından beri AKP'li birinin Cumhurbaşkanı seçilmesini prensip olarak imkansız sayamayacağımı CHP olarak bu konuda iyi niyetli uzlaşmaya açık bir tavır içinde oldu. 367 yi hatırlattık. Ama bizim bu yaklaşımımıza karşın başbakan bildiğimiz itici dışlayıcı hırçın üslubunu götürdü hakaretlerini sürdürdü. Geldiğimiz noktada, sadece bizi değil, Anavatan Partisi ve DYP'yi karşısına aldı. Yani sayın Cem Uzan görüşme talebini reddetti. Bu yanlış bir seçim sürecine götürüldüğünün çok yanlış bir kanıtıdır.

Keşke bu noktada olmasaydı Türkiye, keşke bugün hepimizin içine sinecek, Türkiye'nin Anayasasına uygun bir Cumhurbaşkanı adayını birinci turda seçmiş olmayı başarmış olsaydık. Bundan mutluluk duyardım. Buna katkım olduğu için de zafer duygusunu o zaman ben yaşardım. Ama şimdi nedir, yani üzüntü verici bir tablo.

ERDOĞAN'IN ISRARI VE İNADI YÜZÜNDEN..

Cumhurbaşkanlığı seçiminde sadece sayın Başbakanın inadı ısrarı yüzünden buraya geldi. Üzülüyorum tabi ki. Bunu başarabilirdik, başarmalıydık. Bu kadar büyük bir parlamento çoğunluğuyla Cumhurbaşkanlığı seçiminin bu hale getirilmiş olması gerçekten çok üzüntü verici bir manzara. Ama demokrasi bir süreç demokrasi işleyecek, AKP'nin milletin kendisine verdiği emaneti iyi yönetemediği ortaya çıkmıştır. Hadi hayırlı olsun."

27 Nisan 2007 www.sahah.com.tr 


MAHKEME ÜYELERİ HAFTA SONU İNCELEME YAPACAK
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç CHP'nin başvurusu ile ilgili açıklama yaptı:
CHP'nin bize yaptığı başvuru çoğaltılarak üye arkadaşlara yollandı. Böylece cumartesi pazar günü hazırlıklarını yapabilecekler. Pazartesi günü gerekli değerlendirmeyi yapacağız.
Raportör arkadaşlarımız çalışmalara başladılar. Bir süre verilmedi. En kısa zamanda hazırlayacak.
Ancak üyelerden herhangi biri hazırlanamadım diyebilir. Ek süre isteyebilir. O zaman bu arkadaşa süre verilir. Bu bizim içtüzüğümüzde de var. Ama biz en kısa sürede sonuçlandırmak istiyoruz.
İhtiyaç duyarsak Meclis tutanaklarını isteyebiliriz. İlk inceleme ile esas incelemesini birlikte yapabiliriz.
27 Nisan 2007 www.hurriyet.com.tr  



Genelkurmay'dan şok açıklama

Genelkurmay: Cumhuriyetin Temellerini Aşındırmak İçin Çabalayan Çevreler Var

27.04.2007 www.haberturk.com 

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtildi. Açıklamada, ''Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir'' denildi.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtildi. Açıklamada, ''Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk
Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir'' denildi.


Genelkurmay Başkanlığı

Genelkurmay Başkanlığı son günlerde yaşanan olaylarla ilgili bir açıklama yaptı.

Basın Açıklaması 
27 NİSAN 2007

      Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

      Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

      Bu bağlamda;

      Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde Kur'an okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

      22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

      Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

      Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

      Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

      Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

      Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

      Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

      Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

      Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

      Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

      Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

http://www.tsk.mil.tr/bashalk/basac/2007/a08.htm 
http://www.tsk.mil.tr/
 


"TSK laikliğin kesin savunucusudur"

Genelkurmay laiklik konusunda sert bir açıklamada bulundu
Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtilerek, ''Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur” denildi.

Genelkurmay’ın açıklamasında “Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir" ifadesi yer buldu.
 
Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan basın açıklamasında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıklarının müşahede edildiği ifade edildi.
 
Açıklamada, “Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar” denildi.
 
"23 Nisan'da Kuran okuma yarışması"
 
“Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır” denilen Genelkurmay açıklamasında, Ankara'da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde Kuran okuma yarışması tertiplendiği, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyetin iptal edildiği belirtildi.
 
Genelkurmay açıklamasında: 

Askerden muhtıra gibi uyarı
Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, cumhuriyetin temellerini aşındırmak isteyenlerin çabalarını yoğunlaştırdığı vurgulanarak, irticai kesimlerin son günlerdeki gelişmelerden cesaret aldığı ileri sürüldü.

ANKARA - Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtildi. 

Açıklamada, “Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir” denildi.

GENELKURMAY AÇIKLAMASININ TAM METNİ
Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir.

Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda; Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.” NTV www.ntv.com.tr 



Askerden laiklik uyarısı
Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, cumhuriyetin temellerini aşındırmak isteyenlerin çabalarını yoğunlaştırdığı vurgulanarak, irticai kesimlerin son günlerdeki gelişmelerden cesaret aldığı ileri sürüldü.

ANKARA - Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtildi.

Açıklamada, “Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir” denildi.

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir.

Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda; Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.”

NTV 27 Nisan 2007 www.ntv.com.tr


CHP, Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yaptı

      CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci tur oylamasıyla ilgili başvuruyu 134 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne ilettiklerini bildirdi.
      CHP Grup Başkanvekilleri Haluk Koç, Ali Topuz, Kemal Anadol ile Sav, Anayasa Mahkemesine dilekçeyi verdikten sonra yüksek mahkemeden ayrıldı.
      Sav, çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın bugünkü oylamadaki uygulamasının Meclis İçtüzüğü'nü "eylemli olarak" değiştirmek olduğunu savundu.
      Meclis Başkanı'nın oylamadaki tutumunun sürpriz olmadığını söyleyen Sav, TBMM Başkanı Arınç'ın içtüzüğü ihlal ettiğini, Meclis'te "anayasaya aykırı bir karar alındığını" ileri sürdü.
      Sav, 134 milletvekilinin imzasıyla söz konusu başvurularını Anayasa Mahkemesi'ne sunduklarını ifade ederek, bugünkü oylamanın "Meclis İçtüzüğü'ne, anayasaya ve hukuka aykırı olduğu" yönünde talepleri bulunduğunu bildirdi.
      "Anayasanın 102. maddesi tam okunup yorumlandığı takdirde, aranması gereken 367 çoğunluğun, bugünkü oylamada meclis salonunda bulunmadığını" belirten Sav, TBMM Başkanı Arınç'ın "bu sakat işlemi", meclise de onaylatarak başka bir hukuk ihlali yaptığını öne sürdü. Sav, "Biz 2 Mayıs 2007'de yapılması söz konusu 2. oylamaya kadar 1. oylamanın hukuken yok sayılması gerektiğini, Meclis İçtüzüğü'nün ihlali nedeniyle de uygulamanın esasa ilişkin karar verilene kadar yürürlüğünün durdurulması talebimizi Anayasa Mahkemesi'ne ilettik" diye konuştu.
      Konunun ivedi olduğunu belirten Sav, "Anayasa Mahkememizin, çalışma şekline karışmak istemeyiz. Ama sanıyorum böyle önemli bir gün, Cumhurbaşkanlığı seçiminin sakatlandığı iddiasıyla yapılan bir başvuruyu makul ve fazla geciktirmeden görüşecektir. Temennimiz böyledir" dedi.
      Türkiye Cumhuriyetinde 1982 Anayasasının 102. maddesinin ihlaliyle ilgili ilk kez böyle bir başvuru yapıldığını kaydeden Sav, eski cumhurbaşkanları Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in seçiminde yapılan oylamalarda bu yönde bir başvuru yapılmadığını söyledi.
      Sav, "102. madde bundan önce yanlış uygulanmış ve anayasa yargısına taşınmamışsa, bu o zamanki insanların sorunudur. Biz bugünkü yanlış uygulamayı Anayasa Mahkemesine getirdik" diye konuştu.
      Önder Sav, "İkinci oylamaya kadar karar çıkmazsa ikinci oylamayı da anayasa mahkemesine taşıyacağız" dedi.
     
      "BİR HUKUK İHLALİNİN DEFALARCA YAPILMIŞ OLMASI SON DEFA DA YAPILDIĞI ZAMAN BU HUKUK İHLALİNE CHP'NİN YOL VERECEĞİ ANLAMINA GELMEZ"

      CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Anayasa Mahkemesi'nden çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, bugün Meclis Başkanı'nın çok ilginç bir uygulama yaptığını savunarak, birleşimi açarken, "yeterli çoğunluk vardır" dediğini aktardı.
      CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol'un yeterli çoğunluğun olmadığını söylediğini ifade eden Sav, "Zaten Meclis Başkanının düşüncesini öğrenmek için bu oturumu beklemeye gerek yoktu. Arınç, 184'ü görünce, oturumu açacağını söylemişti. Bu görüşü tekrarladı. Bizim için ve Türkiye kamuoyu için sürpriz değildi" diye konuştu.
      Meclis Başkanı Arınç'ın bugünkü oylamada "367'yi aramadığı gibi 184'ü de aramadığını" öne süren Sav, Arınç'ın oturumu açtığını, bunun da iç tüzük ihlali olduğunu savundu.
      Sav, "Onunla da yetinmedi. Bir başka iç tüzük ihlali daha yaptı. Kendisinin bu görüşünü TBMM'ye oylattı, karara bağladı, böylece Meclis kararı da Anayasa'ya aykırı olarak alınmış oldu" diye konuştu.
      Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı'nın seçiminin yapılacağı böyle bir oylamada çoğunluğun aranması gerektiğini ifade eden Sav, "Meclis Başkanının bunu yapmaması, bırakınız bir ciddi hukukçunun, hukuku okumayan bir kişinin bile bilmesi gereken yoldu" dedi.
      Sav, verdikleri dilekçede "1. oylamanın gerçekleşmemiş olduğunu, yok sayılması gerektiğini" ve bu nedenle de meclis içtüzüğü ihlaline yönelik olarak yürürlüğü durdurma kararı verilmesini istediklerini kaydetti.
      Önder Sav, "Bir hukuk ihlalinin defalarca yapılmış olması son defa da yapıldığı zaman bu hukuk ihlaline CHP'nin yol vereceği anlamına gelmez" diye konuştu.
     
     SORULAR

      TBMM'de "368 oy çoğunluğuna ulaşılıp ulaşmadığı" tartışmalarının sorulması üzerine Sav, "Meclis Başkanı Arınç'ın oturumu kapatırken 361 katılan olduğunu söylediğini" belirtti. Sav, "368 lafının ne Meclis Başkanının ne de başkasının ağzından çıktığını" söyledi.
      Sav, şunları kaydetti:
      "İçeriye divan katibi arkadaşlarımızla bir iki CHP milletvekili girerek, bir tespit yapmak istediler. Tespit yapmak ihtiyaçları, AK Parti içinde maalesef oy kullanma bakımından sabıkası olan milletvekili arkadaşlarımız var. Cumhurbaşkanlığı seçimi için yaşamsal bir oylamada sahte oy kullanılabileceği varsayımı CHP'nin gündeminde olduğu için, arkadaşlarımız bu sahteciliği engellesinler, gözlem yapsınlar, bize de bilgi versinler diye salona gönderildi. Bunların salonda bulunması veya sonradan gelen birkaç kişinin salonda bulunması o toplantı yeter sayısına katkı yaratmaz. 368 rakamı var diyenlere bir hukukçu olarak çok üzüldüm. Bu, kendi zaaflarının bir işareti." Bu başvurunun, CHP'nin bu konuyla ilgili Anayasa Mahkemesine yaptığı son başvurusu olmasını temenni eden Sav, "Anayasa Mahkemesi, bir yürürlüğü durdurma kararı verir, ona göre ne yapılacağı önümüzdeki günlerde konuşulur. Anayasa Mahkemesi bizim başvurumuzu sonuçlandıramadan yaptıkları takdirde ikinci oylamayı da Anayasa Mahkemesi'nin önüne getireceğiz" diye konuştu.
      Kimi basın mensupları ve kimi hukukçuların "kafasının net olmadığını" söyleyen Sav, "367 üyenin toplantı yeter sayısı için salonda bulunması koşulunun, sadece 1. ve 2. oylamalara mahsus olmadığını, 3. ve 4. oylamalarda da geçerli olduğunu" ifade etti.
      Sav, "Biz 3. ve 4. turlarda da 367 üyenin, toplantı yeter sayısı bakımından bulunması koşulunu yine tartışmaya getireceğiz" dedi.
      Önder Sav, sorular üzerine dilekçeyi mahkemeye vererek kayda geçirdiklerini bundan sonraki işin Anayasa Mahkemesinin çalışma yöntemine göre belirleneceğini kaydetti.
      Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül'ün, "Cumhurbaşkanı seçilme nitelikleri"ne ilişkin iddiaların bu dilekçenin içinde yer alıp almadığının sorulması üzerine de Sav, bu konuyu, 367 içinde mütalaa etmediklerini, bunun siyasi bir konu olduğunu ifade etti.
      Sav, "Sayın Gül'ün Cumhuriyet'in temel nitelikleriyle, demokratik, laik hukuk devletinin işleyişi ile ilgili kimi sözleri elbette bir siyaset adamının tartışılması gereken sözleridir. Cumhurbaşkanlığı makamına oturacak bir kişinin herhangi bir suçlamaya muhatap olmamış olması gerekir. Biliyorsunuz Sayın Gül'ün evrakta sahtekarlık diye nitelendirilen bir fezlekesi, dosyası bulunmaktadır. Daha başka mahkeme kararları da söz konusudur. Bu siyasi bir konudur. Siyasi konuları, hukuki konularla karıştırmıyoruz" diye konuştu.
      CHP'liler Anayasa Mahkemesi'nden ayrılırken, burada bekleyen bir grup alkışlarla kendilerine destek verdi.  

27 Nisan 2007 www.milliyet.com.tr


Cumhuriyet Halk Partisi
1923 ve Bugün 
CHP.org.tr

CHP.jpg (10634 bytes)

Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk

Tarih: 9 Eylül 1923

CHP’nin altı temel ilkesi: 
"Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik," "Devletçilik," ve "Devrimcilik."

CHP Tarihi

Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından 9 Eylül 1923’de kuruldu. Kurtuluş Savaşını örgütleyen ve yürüten "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin" devamıdır.

Başlangıçta "Halk Fırkası" adını alan Parti, 1924 yılında "Cumhuriyet Halk Fırkası", 1935 yılında da "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu.

1927 yılında "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsendi.

CHP’nin tarihi Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihiyle özdeştir.

CHP kurucusu ve ilk Genel Başkanı Atatürk’ün önderliğinde bağımsızlığını kazandı, Cumhuriyeti kurdu, saltanatı kaldırdı, hilafete son verdi ve Ulusal Birliği sağladı.

Hukuk, eğitim ve toplumsal alanda gerçekleştirdiği reformlarla çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ni biçimlendirdi.

1935 yılında daha önceki dört ilkeye "Devletçilik" ve "Devrimcilik" ilkeleri eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı. Partinin amblemi olan 6 ok bu ilkeleri simgeler.

CHP, ulusal sanayinin ve ekonominin geliştirilmesine öncülük etti.

II. Dünya Savaşı sonrasında tek parti konumunun tüm olanaklarına karşın, çok partili rejime geçiş sağlayarak öncü misyonunu sürdürdü.

Bu dönemde parlamenter demokratik rejimin kurumsallaşmasına dönük değişimleri gerçekleştirme ve temel hak ve özgürlükleri geliştirme mücadelesi verdi

1960’lı yılların ortalarında CHP sola açılarak kendisini "ortanın solu" olarak tanımladı.

1970’li yıllarda ideolojisini "demokratik sol" kavramıyla tanımlayan CHP, önerdiği sosyal reformlarla "düzen değişikliği"ni hedefledi.

Bu süreçte CHP, "devlet partisinden" "halkın partisine", düzen partisinden" "değişimin partisine" dönüştü.

Sosyalist enternasyonale katılan CHP, tarihsel geleneğini ve temellerini temsil eden ilkelerin yanı sıra sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini de benimsedi.

Bu temel ilkelerin ışığında "özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü ve etkinliği ile demokratikleşme" ilkeleri de CHP programında yer aldı.


9 Mayıs 1935

1935 - CHP Dördüncü Büyük Kurultayı Ankara'da toplandı. 
Kurultayda ''fırka'' yerine ''parti'' sözcüğü benimsendi.

Partinin adının "Cumhuriyet Halk Fırkası"ndan "Cumhuriyet Halk Partisi"ne dönüştürüldüğü bu kurultay, aynı zamanda parti genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün katıldığı son kurultay oldu.

''Altı Ok'' daha ayrıntılı şekilde ele alındı. ''Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm prensipleridir'' denilerek, ''Kemalizm'' ilk kez resmi olarak tanımlandı.

Bu kurultayda tüzük ve programla birlikte tüm parti belgeleri öz Türkçe kelimeler kullanılarak hazırlandı ve "Fırka" kelimesi yerine "Parti" denilmesinin yanısıra tüzükte "parti kendi bağrından doğan hükümet teşkilatı ile kendi teşkilatını birbirini tamamlayan bir birlik tanır" şeklinde tanımlar getirilerek tek parti yönetimi biçimlendirildi.

Atatürk'ün 4. Kurultay konuşması

Parti tüzüğüne konulan maddelerle parti ile devletin kaynaştırılması yoluna gidildi. 18 Haziran 1936'da Parti Genel Başkanı Vekili İsmet İnönü'nün yayınladığı genelge ile parti ile hükümetin birleştirilmesi kararı uygulamaya sokuldu. Genelge ile, İçişleri Bakanı'nın parti yönetim kurulu üyeliğine alındığı ve genel sekreterlik görevinin verildiği, illerde parti il başkanlıklarına il valisinin getirildiği belirtildi. 13 Şubat 1937 tarihinde de, "Türkiye Devletinin resmi dili Türkçedir; makarrı Ankara şehridir" şeklindeki anayasanın (1924 Anayasası) 2. Maddesine de,  "Türkiye devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve devrimcidir"  şeklindeki CHP'nin altı ilkesi eklendi. www.chp.org.tr 

Kaynak: 9 Mayıs - AtaturkGunlugu.com


Ataturk Gunlugu.com | Ataturkculuk.net
Ataturk Today.com